Turkish
BÂBİL KULESİ : Ottoman Turkish
"Tevrat'ın rivayetine göre Hz. Nuh'un (A.S.) oğulları tarafından gökyüzüne ulaşmak için yaptırılmış büyük bir kuledir. Rabbimiz bu kulede çalışmakta olanların dillerini değiştirmiş ve birbirlerini anlamaz hale getirmiştir. Bundan dolayı tamamlanamamış ve 72 dil burada meydana gelmiştir. (Buna ""tebelbül-i akvam"" denir.) Müslümanlıkta, bu kuleyi Nemrud'un gökyüzüne yükselerek Allah'ın işlerine karışmak maksadıyla yaptırmış olduğu rivayet edilir. Milâttan önce yaşamış olan eski Yunan tarihçisi Herodot, Bâbil'deki Baal Ma'bedinin gayet yüksek bir kule olduğunu seyahatinde görerek anlatmıştır ki; Bâbil ve Nemrut Kulesi denen şeyin bu olması ihtimali vardır. (T.L.)"
BÂC : Ottoman Turkish
f. Vergi. * Kudretli hükümdarın zayıf olan hükümdardan aldığı vergi. * Eskiden halktan alınan öşür veya haraç ve gümrük vergisi. * Renk. * Çeşit
BÂC-BÂN : Ottoman Turkish
f. Geçiş vergisi tahsildarı. Bac toplayan memur
BÂC-GİR : Ottoman Turkish
f. Vergi toplayan kimse. Vergi toplama memuru
BÂC-GÜZAR : Ottoman Turkish
f. Vergi veren, haraç veren. * Geçiş parasına tâbi
BÂC-I KIRTIL : Ottoman Turkish
Hayvanlardan alınan vergi
BÂD : Ottoman Turkish
"f. ""Olsun, ola, olaydı"" mânasına gelir ve kelimelerin sonuna getirilir. Meselâ: Aferin bâd $
Aferin olsun. Çok yaşa. Afiyet bâd $
Afiyet olsun."
BÂD : Ottoman Turkish
üzgâr, nefes
BÂD-I BERÎN : Ottoman Turkish
Sabah rüzgârı. * Lâtif hava
BÂD-I CEM : Ottoman Turkish
Hz. Süleyman Peygamberin hükmettiği yel, rüzgar
BÂD-I CENUBÎ : Ottoman Turkish
Güney rüzgârı
BÂD-I HAZÂN : Ottoman Turkish
Sonbahar rüzgârı
BÂD-I HEVÂ : Ottoman Turkish
Hevâ ve heves. Eğlence. Bedava. Boş
BÂD-I PÜRGÛ : Ottoman Turkish
Devamlı sesler çıkaran, ıslık çalan rüzgar
BÂD-I SABÂ : Ottoman Turkish
Baharda esen hafif ve hoş rüzgar, seher yeli
BÂD-I SEMÛM : Ottoman Turkish
Çölde, sıcakta gündüz esen sıcak yel. Sam yeli. Zehirli rüzgâr
BÂD-I SUBH : Ottoman Turkish
Sabah rüzgârı
BÂD-I TECELLİ : Ottoman Turkish
Tecelli rüzgârı. * Kader
BÂD-I ŞİMALÎ : Ottoman Turkish
f. Kuzey rüzgârı. * Nefes, soluk. * Ah sesi, ah çekme. * Allah'ın inâyeti. * Medih. * Söz. * Büyüklük taslama, kibirlilik. * şarap
BÂDE : Ottoman Turkish
f. şarap, içki. Kadeh. (İçkinin her çeşiti haramdır, büyük günahtır. İnsan sağlığına zararları ilmî bir gerçektir. Aile, cemiyet hayatı ve ahlâk için de yıkıcıdır. İçkiden ve içenlerden uzak durmak gerekir.)
BÂDE : Ottoman Turkish
şarap, içki
BÂDE-İ İKBAL : Ottoman Turkish
İkbal şarabı. Yüksek mevkide bulunmanın verdiği geçici neşe ve keyif
BÂDEHÛ : Ottoman Turkish
undan sonra
BÂDEKEŞ : Ottoman Turkish
İçki içen
BÂDELMEMÂT : Ottoman Turkish
ölümünden sonra
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani