Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
BÂTINEN : Ottoman Turkish

içten, iç bakımından

BÂTINİYYE : Ottoman Turkish

Kurânın apaçık mânâlarına itibar etmeyip gizli mânalar bulduklarına inanan sapık bir anlayış

BÂTINİYYÛN : Ottoman Turkish

Kurânın açık mânâlarını bir yana bırakıp gizli mânalar bulduklarına inanarak sapıtan kimseler

BÂTINÎ : Ottoman Turkish

içe ait, içle ilgili

BÂVEHİM : Ottoman Turkish

vehimle, kuruntuyla

BÂYİ : Ottoman Turkish

satıcı

BÂYİİYYE : Ottoman Turkish

Eskiden pazar kurulan yerlere gönderilen mevad ve eşyadan gümrük ihtisab vergisinin haricinde alınan ikinci vergi

BÂYİKA : Ottoman Turkish

(C.: Bevâyık) Belâ ve şer olan şey, dâhiye

BÂYİN : Ottoman Turkish

aralayıcı, ayırıcı

BÂYİSTE : Ottoman Turkish

f. Zaruri, lâzım, gerekli

BÂZ : Ottoman Turkish

f. Doğan. Yırtıcı kuş. Av kuşu. * Açık. * Ayırma. Temyiz etme. * İniş

BÂZ : Ottoman Turkish

oynayan, yapan

BÂZ-BAN : Ottoman Turkish

f. Kuşçu. Doğancı

BÂZ-DÂR : Ottoman Turkish

f. Kuşçu, avcı, doğancı

BÂZ-UL EŞHEB : Ottoman Turkish

Akdoğan. * Abdulkadir-i Geylâni Hazretlerinin bir nâmı

BÂZEK : Ottoman Turkish

f. Küçük doğan (kuş)

BÂZERGANÎ : Ottoman Turkish

f. Tüccarlık, tâcirlik

BÂZERGÂN : Ottoman Turkish

f. Tüccar, alış veriş eden esnaf. * Bezirgan.* Ağa makamındaki yahudilere verilen isim

BÂZİ : Ottoman Turkish

f. Oyun. Eğlence

BÂZİG : Ottoman Turkish

Ortak, şerik

BÂZİYET : Ottoman Turkish

azenlik, bazılık

BÂZİÇE : Ottoman Turkish

f. Oyuncak, eğlence. Mel'abe

BÂZU : Ottoman Turkish

f. Kolun omuz ile dirsek arasında kalan kısmı, pazu. Adud. * Mc: Güç, kuvvet ve istidat

BÂZUBEND : Ottoman Turkish

f. Pazvand. Kola bağlanan duâlı kağıt

BÂZUDİRÂZ : Ottoman Turkish

f. Kolu uzun olan. * Nüfuzlu, sözü geçer. * Müdahaleci. * Zâlim, zulmeden