Turkish
BÜKÂ-ENGİZ : Ottoman Turkish
f. Ağlatıcı. Gözyaşı döktürücü
BÜKÂ-Yİ SÜRÛR : Ottoman Turkish
Sevinçten dolayı akan gözyaşı
BÜKÂ-ÂLÛD : Ottoman Turkish
f. Ağlatıcı, gözyaşı döktürücü
BÜKÂT : Ottoman Turkish
Ağlayanlar
BÜL'A : Ottoman Turkish
Değirmen taşının tane dökülecek yeri
BÜL'UM : Ottoman Turkish
Gırtlak, hançere
BÜL-GAME : Ottoman Turkish
f. Herşeye hevesli olan
BÜLBÜL : Ottoman Turkish
(C: Belâbil) Andelib. Güzel öten bir nevi kuş
BÜLBÜL-İ NÂLÂN : Ottoman Turkish
Ağlıyan bülbül
BÜLBÜL-İ ZÂR : Ottoman Turkish
İnleyen bülbül
BÜLBÜLAN : Ottoman Turkish
(Bülbül. C.) Bülbüller. Andelibler
BÜLBÜLE : Ottoman Turkish
(C.: Belâbil) Emzikli bardak
BÜLBÜLVEŞ : Ottoman Turkish
Bülbül gibi
BÜLCET : Ottoman Turkish
Genişlik, vüsat.* İki kaş arasında olan açıklık
BÜLDAN : Ottoman Turkish
(Belde ve Beled. C.) Beldeler, şehirler, iller, memleketler
BÜLEGA : Ottoman Turkish
(Belig. C.) Beliğ olanlar, Belâgat sâhipleri. Belâgat ilmi mütehassısları. Edebiyatçılar
BÜLEGÂ : Ottoman Turkish
adamına göre güzel söz söyleyenler
BÜLEHNİYE : Ottoman Turkish
Maişet genişliği. * Gani olmak, zenginleşmek
BÜLEND : Ottoman Turkish
f. Yüksek, büyük
BÜLEND : Ottoman Turkish
yüksek, yüce
BÜLEND-HİMMET : Ottoman Turkish
f. İyi çalışır
BÜLEND-PÂYE : Ottoman Turkish
f. Rütbesi yüksek, pâyesi bülend olan
BÜLEND-ÂVÂZ : Ottoman Turkish
f. Haykırma, yüksek ses
BÜLENDÎ : Ottoman Turkish
f. Yükseklik, yücelik
BÜLGA : Ottoman Turkish
Maaşa yetecek nesne
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani