Turkish
BÜRHAN-I LİMMÎ : Ottoman Turkish
Kanunlardan hâdiselerine, sebeblerden neticelerine ve müessirden esere olan istidlâl. Yani eseri meydana getirenden esere olan delil. Kablî delil. Ateşin dumana delil olması gibi.(Kelime-i şehâdetin iki kelâmı birbirine şahiddir. Birincisi ikincisine bürhan-ı limmîdir, ikincisi birincisine bürhan-ı innîdir. M.) (Bak: Limmî)
BÜRHAN-I MANTIKÎ : Ottoman Turkish
Kesin kaziyelerden teşkil ettirilen kıyasa, bürhana denir
BÜRHAN-I NÂTIK : Ottoman Turkish
"Konuşan bürhan. Mecaz olarak Peygamberimiz Hz. Muhammed (A.S.M) kastedilir ki; bütün hakikatları isbat ve izhar etmiştir."
BÜRHAN-I NÜBÜVVET : Ottoman Turkish
Peygamberliğin hak olduğunu isbat eden bürhan ve delil. (Bürhan-ı risalet de aynı mânâdadır.)
BÜRHAN-I RİSALET : Ottoman Turkish
(Bak: Bürhan-ı nübüvvet)
BÜRHAN-I SÂTI' : Ottoman Turkish
Aşikâr, şeksiz ve şüphesiz, parlak delil. (Bak: Sâtı')
BÜRHANÎ : Ottoman Turkish
delil cinsinden
BÜRHE : Ottoman Turkish
Zaman, an, müddet
BÜRHİN : Ottoman Turkish
Zahmet, güçlük, zorluk
BÜRHUN : Ottoman Turkish
f. Duvar. Kemer. * Çember, daire. * Hâne, ev ve kale kapısı. * Mâni, engel, çit. Avlu
BÜRİD : Ottoman Turkish
Oniki mil
BÜRİDE : Ottoman Turkish
f. Kesilmiş.,
BÜRİDE-SER : Ottoman Turkish
f. Başı kesik
BÜRİN : Ottoman Turkish
f. Dilim (Daha çok meyveler için kullanılır.)
BÜRKA : Ottoman Turkish
(C.: Birak) Taşlık yer
BÜRKA' : Ottoman Turkish
Kadınların örtündükleri yaşmak, peçe
BÜRKAN : Ottoman Turkish
Yanardağ, volkan, lavlar saçan dağ
BÜRKE : Ottoman Turkish
Martı. * Kurbağa. * Havuz. * Küçük göl
BÜRME : Ottoman Turkish
(C.: Birem-Birâm) Çömlek yapımında kullanılan yumuşak taş. * Çömlek. * Baş örtüsü
BÜRNA(H) : Ottoman Turkish
f. Yiğit, delikanlı, genç
BÜRNAK : Ottoman Turkish
f. Delikanlı, yiğit, genç
BÜRNÜS : Ottoman Turkish
(C.: Berânis) Bir uzun takke. (İbtidâ-i İslâm'da ruhbanlar giyerlerdi.)
BÜROKRASİ : Ottoman Turkish
"Fr. Hükûmet dairelerinde aşırı kırtasiyecilik, muamele çokluğu. İşlerin yürütülmesinde şekilciliğin ve idarî işlemlerin ağır basması hâli. Devlet görevlilerinden meydana gelen zümre veya sınıf. Memurlar sınıfı. Bürokrasi, her çeşit rejimde tahakküm vasıtası olmaktadır. Oysa İslâmiyet'te devlet makamları tahakküm değil, hizmet makamıdır. Devlet görevlileri müslüman halkın hizmetindedir, kendileri saygı beklemez, saygılı davranır. Kimseye tahakküm edemez. Çünkü Allah'ın emirlerine uymak zorundadır. Hazreti Ömer (RA), devlet başkanı olunca ""Allah'ın emirlerinin dışına çıkarsam, beni kılıçlarınızla doğrultun"" demekle bunun örneğini vermiştir. Zulüm ve tahakkümü kaldırarak adaleti getirmiştir. Gerçek adalet ve hürriyet ancak İslâm'da vardır."
BÜROKRAT : Ottoman Turkish
Fr. Memur sınıfından olan. * Devlet işlerinde muamelelerde şekle aşırı ehemmiyet veren
BÜRR : Ottoman Turkish
Buğday
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani