Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
CUM'A-İ ATİK : Ottoman Turkish

(Eski Cum'a) Osmanlılar zamanında, Bulgaristan'da Şumnu ile Razgrat arasında yer alan meşhur bir bölge

CUM'A-İ BÂLÂ : Ottoman Turkish

(Yukarı Cum'a) Osmanlılar devrinde, Selânik Vilâyetinin Serez sancağındaki bir kaza merkezi

CUM'AT : Ottoman Turkish

(Cum'a. C.) Perşembeden sonra gelen günler. Cum'alar

CUMEAT : Ottoman Turkish

(Cum'a. C.) Perşembeden sonra gelen günler. Cum'alar

CUMHUR : Ottoman Turkish

Halk topluluğu. Hey'et, takım. Aynı kararı veya hükmü kabul edenler. * Âlimlerin çoğu, ekseriyeti. * Seçimle idare edilen devlet. * Bir yere toplanmış kum, toprak

CUMHUR : Ottoman Turkish

topluluk

CUMHUR REİSİ : Ottoman Turkish

Cumhuriyetle idâre olunan memleketlerde Devlet Reisi

CUMHUR-U AVAM : Ottoman Turkish

Halk tabakası

CUMHUR-U MUHADDİSÎN : Ottoman Turkish

Hadis alimleri sınıfı

CUMHUR-U MÜ'MİNÎN : Ottoman Turkish

İmanlılar sınıfı

CUMHUR-U NÂS : Ottoman Turkish

İnsanların ekserisi, halk kalabalığı

CUMHUR-U ULEMÂ : Ottoman Turkish

Âlimler cemaatı. Âlimler sınıfı. (Bir fikre dâvet cumhur-u ulemânın kabulüne vâbestedir, yoksa dâvet bid'attır, reddedilir. Mek.)

CUMHURİYET : Ottoman Turkish

Devlet reisi, millet veya Millet Meclisleri tarafından seçilen hükümet şekli. Demokraside temsili hükûmet şekli. Halkın hür olarak seçtiği temsilciler (Millet vekilleri ve senatörler) aracılığı ile egemenliğini, (hâkimiyetini) kullanmasına dayanan hükûmet şekli. Cumhuriyetin birbirinden farklı üç tatbik şekli vardır.
Parlementer hükûmet: Hükûmeti meclisler karşısında bağımsız sayan şekil.
Meclis hükûmeti: Hükûmeti meclise bağlı sayan şekil.
Başkanlık hükûmeti: Devlet ve hükûmet başkanı aynı kişidir ve halk tarafından seçilir. Hükûmeti başkan kurar, başkan değiştirir. Başkan meclislere karşı bağımsızdır. (Amerika'daki gibi.) (Orada benden sordular ki: Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?Ben de dedim: Yaşlı mahkeme reisinden başka daha siz dünyaya gelmeden ben dindar bir Cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki tarihçe-i hayatım isbat eder. Hülâsası şudur ki: O zaman şimdiki gibi, hâli bir türbe kubbesinde inzivada idim, bana çorba geliyordu. Ben de tanelerini karıncalara veriyordum, ekmeğimi onun suyu ile yerdim. Benden sordular, ben dedim: Bu karıncı ve arı milletleri Cumhuriyetçidirler. Cumhuriyetperverliklerine hürmeten tanelerini karıncalara veriyorum. Sonra dediler: Sen selef-i sâlihine muhalefet ediyorsun? Cevâben diyordum: Hülefâ-i Râşidîn hem halife hem Reis-i cumhur idiler. Sıddık-ı Ekber (R.A.) Aşere-i Mübeşşereye ve Sahâbe-i kirama elbette Reis-i Cumhur hükmünde idi. Fakat, mânâsız isim ve resim değil, belki, hakikat-ı adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taşıyan mânâ-yı dindar Cumhuriyetin reisleri idiler. Ş.)(Cumhuriyet ki: Adalet ve meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibarettir. H.)

CUMHURİYET : Ottoman Turkish

devlet başkanı yönetilenler tarafından seçilen yönetim biçimi

CUMHURİYET-PERVER : Ottoman Turkish

f. Cumhuriyetçi, cumhurcu

CUMHURİYETPERVER : Ottoman Turkish

cumhuriyeti seven

CUMHURÎ : Ottoman Turkish

cumhuriyetle ilgili

CUMU' : Ottoman Turkish

Toplanmalar. Cemi'ler

CUMUAT : Ottoman Turkish

(Cum'a. C.) Perşembe gününden sonra gelen günler. Cum'alar

CUMÂ : Ottoman Turkish

önemli bir namaz

CUN (CUNİ) : Ottoman Turkish

Karnı ve kanadı kara olan bağırtlak kuşu cinsinden bir kuş

CUR : Ottoman Turkish

Belde ismi

CUR'A : Ottoman Turkish

Tek yudum. Bir içimlik. Bir yudumluk

CUR'ATEN : Ottoman Turkish

Bir yudumluk

CURH : Ottoman Turkish

(Curha) Yara. Yaralama