Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
EKVA : Ottoman Turkish

Daha kuvvetli, en kuvvetli

EKVA : Ottoman Turkish

daha kuvvetli

EKVA' : Ottoman Turkish

Eli eğri olan

EKVAB : Ottoman Turkish

Küpler, kadehler. Sırçalar

EKVAH : Ottoman Turkish

(Kûh. C.) Kamıştan yapılan penceresiz ufak kulübeler

EKVAN : Ottoman Turkish

(Kevn. C.) Alemler. Mahluklar. Varlıklar. Oluşlar

EKVAN : Ottoman Turkish

yaratılanlar

EKVANÎ : Ottoman Turkish

yaratılanlarla ilgili

EKVAR : Ottoman Turkish

(Küvâre. C.) Petek. Arı kovanları

EKVAS : Ottoman Turkish

(Kevs. C.) Yaşmaklar

EKVATOR : Ottoman Turkish

Fr. Hatt-ı istivâ. Dünyayı kuzey ve güney diye müsavi iki yarım küreye ayırarak, ikisinin arasından geçtiği farzedilen çember şeklindeki büyük çizgi. * Yer yuvarlağının tam ortasında farzedilen ve dünyayı iki müsavi kısma ayıran (ve kırk bin kilometre olan) çember

EKVATOR : Ottoman Turkish

dünyayı ikiye ayıran hayâlî çizgi

EKVAZ : Ottoman Turkish

(Kûz. C.) Kâseler, bardaklar, kadehller

EKYAL : Ottoman Turkish

(Keyl. C.) Keyller, kileler, hububat ölçüleri, ölçekler

EKYAS : Ottoman Turkish

(Kis. C.) Kisler, para keseleri. Torbalar. * (Keys. C.) Akıllı kimseler

EKYES : Ottoman Turkish

Pek kiyâsetli, zeki, zekâvetli kişi. Mâhir, maharetli, becerikli adam

EKZEB : Ottoman Turkish

Büyük iftira, büyük yalan, uydurma

EKZEF : Ottoman Turkish

(Kazf. den) Çok iftira eden. Başkası hakkında çok aleyhde yalan söyleyen

EKÂBİR : Ottoman Turkish

(Ekber. C.) En büyükler. Pek büyükler. Devlet ricali. Rütbece büyük olanlar

EKÂBİR : Ottoman Turkish

üyükler

EKÂBİR-İ ULEMÂ : Ottoman Turkish

En büyük âlimler, en büyük İslâm âlimleri. Âlimlerin en ileri derecede olanları

EKÂNİM : Ottoman Turkish

asıllar, rükünler

EKŞEF : Ottoman Turkish

Açık nesne. * Savaşta kalkanı olmayan kimse

EKŞEM : Ottoman Turkish

Doğuştan kusurlu olan. Burnu, kulağı kesik veya noksan doğan (adam). * Pars denilen vahşi hayvan

EL'AS : Ottoman Turkish

Gök dudaklı