Turkish
ERKÂN-I DEVLET : Ottoman Turkish
Devletin ileri gelenleri, dünyevi makamca ileri olanları
ERKÂN-I HARB : Ottoman Turkish
Harb için yetişmiş zâbit. Kurmay subay. * Harb işlerini idare eden kumandanlar. Harb erkânı
ERKÂN-I İSLÂMİYE : Ottoman Turkish
İslâmiyetin esasları, temelleri, rükünleri. (Şehâdet getirmek, Namaz kılmak, Oruç tutmak, Zekât vermek ve Hacca gitmek.)
ERKÂN-I SALÂT : Ottoman Turkish
Namazın rükünleri
ERKÂN-I SEB'A : Ottoman Turkish
Yedi rükün
ERM : Ottoman Turkish
Bükmek
ERMAGAN : Ottoman Turkish
f. Armağan, hediye. Bir kimseye bir işteki muvaffakiyetinden dolayı verilen hediye
ERMAH : Ottoman Turkish
(Remh. C.) Remhler, darbeler, vuruşlar. * (Rumh. C.) Rumhlar, süngüler, mızraklar
ERMAM : Ottoman Turkish
(Rimme. C.) Çürük kemikler
ERMAN : Ottoman Turkish
f. Arzu, istek, taleb. * Pişmanlık, pişman olmak, nedamet
ERMAN-HÂR : Ottoman Turkish
f. Pişman olan, nedamet eden
ERMAS : Ottoman Turkish
Gözü çapaklı kişi
ERMED : Ottoman Turkish
Kül rengi, gri. Boz renkli nesne. * Gözü ağrıyan adam
ERMEDA : Ottoman Turkish
Ateş külü
ERMEL : Ottoman Turkish
(C.: Erâmil) Ayakları siyah olan koyun. * Kadını olmayan erkek
ERMELE : Ottoman Turkish
(C.: Erâmil) Erkeği olmayan kadın
ERMENİ : Ottoman Turkish
Eskiden batı Asya'nın kuzey kısmında ve Avrupa'nın Asya'ya komşu olan bazı yerlerinde dağınık şekilde yaşayan bir milletti ki, İranlılar ve Romalılar tarafından birçok defa mağlub edilmeleri üzerine çeşitli yerlere dağılmışlardır. Ve bu dağılma sonucunda büyük şehirlere de yerleşerek san'at, kuyumculuk ve ticaret gibi işleri elde etmişlerdir. Ermeniler nerede varsa, bugün kendi dillerini konuşmaktadırlar. Anadolu'da yaşayanların bir kısmı Türkçe ve Kürtçeyi de iyi bilirler
ERMİDA' : Ottoman Turkish
Kül
ERMİYE : Ottoman Turkish
(Remi. C.) Remiler, kasırga bulutları ki, bu bulutlardan dolu yağar
ERMUN : Ottoman Turkish
f. Gündelikçiye verilen peşin ücret
ERNEB : Ottoman Turkish
Tavşan. * Kadın ziynetlerinden biri. * İri fare
ERNEBE : Ottoman Turkish
(C.: Eranib) Burun ucu
ERRAC : Ottoman Turkish
Fesatçı, müzevir, yalancı adam, sahtekâr
ERRAHİM : Ottoman Turkish
En merhametli, büyük nimetler veren, verdiği nimetleri iyi kullananları daha büyük ve ebedi nimetler vermek suretiyle mükâfatlandıran Allah (C.C.)
ERRE : Ottoman Turkish
f. Tahta kesecek dişli âlet, bıçkı. (Küçüğüne verilen testere ismi bundan gelir.)
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani