Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ET-TEVVAB : Ottoman Turkish

Tevbeleri kabul edici olan Allah. Kendine tevbe ve rücu' eden kulları çok. Tevbeyi kabulde çok beliğdir. Tevbe edeni hiç günah yapmamış gibi afv u rahmeti ile bahtiyar eder

ETA : Ottoman Turkish

Kavak ağacı

ETAJER : Ottoman Turkish

Fr. Kapaksız ve rafları olan taşınabilir dolap

ETAN : Ottoman Turkish

"f. Dişi eşek. * Bir kısmı havada, bir kısmı suyun içinde kalan kaya; yosunlu taş. * Kuyu kenarında üstüne oturup su içmeye mahsus taş."

ETAVE : Ottoman Turkish

Gelmiş, geçmiş, gelen, misafir, garib, gariban, kimsesiz, biçare

ETBA' : Ottoman Turkish

Tâbi olanlar, bağlı olanlar, emri altında bulunanlar. (Cenâb-ı Hakka ve Resul-ü Ekreme (A.S.M.) tâbi ve muti olan veli bir üstâdın ve bir mürşid-i ekmelin gösterdiği Hak ve hakikat, iman ve Kur'ân yolunda gidenler, ona tâbi' olanlar.)

ETBAK : Ottoman Turkish

(Tabak ve Tabaka. C.) Yemek tepsileri, sofraları. Büyük sahanlar. * Tabakalar, dereceler, mertebeler, katlar. * Kabileler, kavimler, aşiretler

ETBÂ : Ottoman Turkish

tâbî olanlar, bağlılar

ETELAN : Ottoman Turkish

Adım birbirine yakın olmak

ETEMM : Ottoman Turkish

Tam, en mükemmel, hiç noksansız

ETEMM : Ottoman Turkish

en tam, noksansız

ETENAN : Ottoman Turkish

Adım birbirine yakın olmak

ETENE : Ottoman Turkish

Hayvanlarda ana ile cenin arasındaki kan alış-verişini temin eden organ. * Bitkilerde yumurtacıkların yumurtalığa yapışık bulundukları doku

ETEYEMMENÜ : Ottoman Turkish

(Teyemmün. den) Ben kendimi teyemmün ediyorum (meâlindedir). (Bak: Teyemmün)

ETFAL : Ottoman Turkish

(Tıfl. C.) Çocuklar, tıfıllar

ETFAL-İ BAĞ : Ottoman Turkish

Yeni yetişen körpe hâlindeki fidanlar

ETFAL-İ MEKÂTİB : Ottoman Turkish

Mekteb çocukları, okul talebeleri

ETFALİYET : Ottoman Turkish

Çocukluklar. Çocukluk halleri

ETFÂL : Ottoman Turkish

tıfıllar, çocuklar

ETHAL : Ottoman Turkish

Kâbe-i Şerif yakınında bir dağın adı. * Bulanık su veya şerbet

ETİ : Ottoman Turkish

Bir kişinin bir yere su iletmek için yaptığı ark. * Sel

ETİBBA : Ottoman Turkish

Tabibler, tıb ilmini bilenler, doktorlar

ETİBBA-İ HASSA : Ottoman Turkish

Saray hekimleri, saray doktorları

ETİKET : Ottoman Turkish

Fr. Bir şeyin cinsini, miktarını veya fiyatını belli etmek için üzerine konan küçük yafta. * Teşrifat, görgü

ETİME : Ottoman Turkish

(C.: Etâyim) Ateş yakacak yer