Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
EZ'AF : Ottoman Turkish

(Zı'f. C.) Bir şeyi iki katı yapan fazlalıklar. Katlar

EZ'AF-ÜL İBAD : Ottoman Turkish

Kulların en zayıf olanı

EZ'AF-I MUZÂAFA : Ottoman Turkish

Pek çok, kat kat

EZ'AF-I NÂS : Ottoman Turkish

İnsanların en zayıf olanı

EZ'AKÎ : Ottoman Turkish

Kısa boylu ve kötü olan adam. Kötülük yapan kimse

EZ'AR : Ottoman Turkish

Saçı az olan kimse. * Otu az olan yer. * Zâlim ve kötü huylu kimse

EZ-CÜMLE : Ottoman Turkish

f. Bu cümleden, meselâ, bunun gibi

EZ-DİL : Ottoman Turkish

Gönülden

EZ-KADİM : Ottoman Turkish

f. Eskiden, önceleri

EZ-MEN : Ottoman Turkish

f. Benden

EZ-NEV : Ottoman Turkish

f. Yeni baştan, yeniden

EZ-ON SEBEB : Ottoman Turkish

O sebepten

EZ-OST : Ottoman Turkish

Ondan

EZ-TU : Ottoman Turkish

Senden

EZ-YAH : Ottoman Turkish

"f. ""Buzdan soğuk"" mânasına gelir."

EZA : Ottoman Turkish

Ticarette kaybetme, zarar etme. * Kibir ve gururunu bıraktırma. * Sıkıntı, eziyet, zulüm, cevr, sitem, renc, incinmek. İnsanın kerih görüp mahzun olduğu şey. * Hayır ve sadaka yoluyla mal vermede gururlanmak. Tetavül etmek

EZAHİR : Ottoman Turkish

Çiçekler, şükufeler

EZAHİR : Ottoman Turkish

çiçekler

EZAHİR-İ EFKÂR : Ottoman Turkish

Fikir çiçekleri

EZAME : Ottoman Turkish

(C.: Ezamât) Hışım ve gadap etmek. Kızmak, hiddetlenmek

EZAMİM : Ottoman Turkish

(İzmâme. C.) Cemâatler, topluluklar

EZAN : Ottoman Turkish

Namaza dâvet ve vahdaniyet-i İlâhiyyeyi ve hakaik-ı İslâmiyyeyi âleme, kâinata ilân etmek için minare ve emsali mahallerde edilen nidâ. Kamet getirmek. * Bildirmek.(Ezan, Müslümanlığın mühim bir şiârıdır. Ezan esnasında konuşmamak, hattâ Kur'an okumayı bırakıp dinlemek efdaldir. B.İ.İ.) (Bak: Taabbüdî)

EZAN : Ottoman Turkish

namaza davet için edilen nida

EZANÎ : Ottoman Turkish

Ezan ile alâkalı

EZANÎ SAAT : Ottoman Turkish

Ezanın kendine göre ayarlandığı saat. Her hangi bir yerde güneşin tam gurub ettiği andan, sonraki gün aynı vakte kadar, 24 saat olmak üzere ayarlanmış saat