Multilingual Turkish Dictionary

English Turkish

English Turkish
OESTRONE : English Turkish

n. estrojenik hormon; hormonal dengesizlikleri tedavi etmek için kullanılan ilaç

OESTROUS : English Turkish

adj. cinsel aktivitenin periyodik dönemleriyle ilgili (Zooloji)

OESTRUM : English Turkish

n. tüm memelilerde cinsel isteklilik dönemi (insanlar hariç), "kızışma" (Zooloji)

OESTRUS : English Turkish

n. tüm memelilerde cinsel isteklilik dönemi (insanlar hariç), "kızışma" (Zooloji)

OEUVRE : English Turkish

n. eser, yaratma (Fransızca)

OF : English Turkish

prep. nin, ın, den, li, yüzünden

OF A CERTAIN AGE : English Turkish

elli bir yaşta, belli bir yaşa gelmiş, çok genç olmayan

OF A COLLAPSE : English Turkish

n. bankanın iflâsı

OF A GOOD FAMILY : English Turkish

soylu aileden, saygın aileden, iyi aileden, saygıdeğer sülaleden

OF A KIND : English Turkish

aynı türden, aynı cinsten, aynı çeşitten, aynı malzeme kalıbından yapılmış

OF A PIECE : English Turkish

aynı, benzer

OF A SIZE : English Turkish

aynı büyüklükte, aynı ölçüde

OF A SORT : English Turkish

adv. böyle, sözde, sözümona

OF A SURETY : English Turkish

kesinlikle

OF A TWITTER : English Turkish

(Gayriresmî) twitter’ın, bir heyecan durumunda, coşkulu

OF A VERITY : English Turkish

doğrusu, gerçekten

OF AGE : English Turkish

eşit, ergin, yaşı tutan

OF ALL PEOPLE : English Turkish

tüm insanların arasından, özellikle bu kişinin olması ne kadar tuhaf

OF AVAIL : English Turkish

faydalı, yararlı, avantalı; kazançlı

OF BAD CHARACTER : English Turkish

adj. kötü huylu

OF BLESSED MEMORY : English Turkish

ölmüş kişilere, merhumlara

OF COUNSEL : English Turkish

n. bir hukuk firması tarafından çalıştırılan fakat firmanın üyesi yada ortağı olmayan bir avukat için kullanılan başlık

OF COUNSEL : English Turkish

adj. (avukat hakkında ) bir avukatlık bürosunun günlük işlerine aktif bir şekilde dâhil olmayan sadece danışma veya özel konularla ilgili görüşmeye müsait olan

OF COURSE : English Turkish

elbette, pek tabii, şüphesiz

OF DUBIOUS QUALITY : English Turkish

güvenilmez kalitede, büyük olasılıkla kötü, büyük bir ihtimalle düşük kaliteli