Multilingual Turkish Dictionary

English

English
ANGIOMA : English Turkish

n. damar uru, başlıca kan damarlarından oluşan tümör

ANGIOMATOUS : English Turkish

adj. anjiyomatoz, damar uru ile ilgili (başlıca kan damarlarından oluşan tümör)

ANGIOPATHY : English Turkish

n. anjiyopati, (Tıp) kan damarlarının herhangi bir hastalığı (özellikle şeker hastalığının komplikasyonu)

ANGIOPLASTY : English Turkish

n. anjiyoplasti, tıkanmış arterleri açmak için damar içine balon yerleştirilerek şişirilen kan damarlarının cerrahi operasyonu (Tıp)

ANGIOSARCOMA : English Turkish

n. anjiyosarkom, (Tıp) kan veya lenf damarlarında başlayan ender görülen ve hızlı büyüyen kötücül ur

ANGIOSPERM : English Turkish

n. kapalı tohumlu bitki, tohumları tohumlukta veya meyvesinde bulunan bitki

ANGIOSPERMOUS : English Turkish

adj. angiyosperm ile ilgili, kapalı tohumlu bitkiye ait veya ilgili; tohumlukta veya meyvede bulunan

ANGIOTONIN : English Turkish

n. anjiyotonin, kan damarlarını sıkıştırmak için kullanılan kimyasal, hipertansin

ANGKOR : English Turkish

n. eski Kmer İmparatorluğu’nun antik başkenti; Kamboçya’da tapınak ve anıtların yer aldığı bir alan

ANGKOR VAT : English Turkish

n. Angkor Wat, Kamboçya’nın Angkor harabeler kompleksinde 12’nci yüzyılda yapılmış ünlü tapınak

ANGKOR WAT : English Turkish

n. Angkor Wat, Kamboçya’nın Angkor harabeler kompleksinde 12’nci yüzyılda yapılmış ünlü tapınak

ANGLE : English Turkish

n. açı, köşe, dirsek, görüş açısı, tarz, yol, olta

ANGLE : English Turkish

v. köşe yapmak, kıvırmak; olta ile balık tutmak; çarpıtmak, saptırmak

ANGLE BISECTION : English Turkish

açıortay, açıyı yarıya ayıran çizgi

ANGLE BRACKET : English Turkish

n. köşeli mesnet, “L” harfi şeklinde olan metal köşebent; ya bir çift noktalama işareti yazılı materyali iliştirmek için kullanılır; (Matematik) birim olarak ele alınması gereken miktarları göstermek için ya < ya da>olarak birlikte kullanılır

ANGLE FOR : English Turkish

ima ile istemek

ANGLE OF ATTACK : English Turkish

saldırı açısı, saldırının gerçekleştirildiği yön; rüzgar yönü ve uçak kanadı genişliği arasındaki dar açı, AOA

ANGLE OF DEPARTURE : English Turkish

çıkış açısı, bir şeyin başlatıldığı açı

ANGLE OF DIP : English Turkish

eğim açısı

ANGLE OF FRICTION : English Turkish

sürtünme açısı, sürtünmenin yaratıldığı açı

ANGLE OF GRADIENT : English Turkish

n. eğim açısı

ANGLE OF INCIDENCE : English Turkish

gelme açısı, geliş açısı

ANGLE OF INTERSECTION : English Turkish

kesişme açısı, iki şeyin birbiri ile kesiştikleri açı

ANGLE OF LANDING : English Turkish

iniş açısı, bir uçağın iniş yaptığı açı

ANGLE OF SIGHT : English Turkish

görüş açısı, bir kimsenin görüş çizgisi ve ufuk arasındaki dikey açı