Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
FERSUD(E) : Ottoman Turkish

f. Eskimiş, yıpranmış. * Eski, yırtık

FERSUDE-GÎ : Ottoman Turkish

f. Eskilik, yıpranış, fersudelik

FERTUT(E) : Ottoman Turkish

f. Pir, çok ihtiyar. * Bunak, kocamış

FERTUTE : Ottoman Turkish

Kadın esirler hakkında kullanılan tâbirlerdendir. Esir edilen kadınlar hakkındaki diğer tâbirler şunlardır: Mâriye, ümmülveled, acuze, duhter, yekdest, yekçeşm, mâyube. (O.T.D.S.)

FERTUTÎ : Ottoman Turkish

f. İhtiyarlık, pirlik, bunamışlık, bunaklık

FERUKA : Ottoman Turkish

Böğürün yağı. * Korkak kişi

FERVE : Ottoman Turkish

f. Bazı hayvanların makbul olan derileri. Kürk

FERY : Ottoman Turkish

İyi iş işlemek. * Meşin dikmek. * Yaramaz iş. Bir nesneyi ıslah için kesmek

FERYAD : Ottoman Turkish

f. Bağırıp çağırma. Yüksek sesle medet istemek. Figan

FERYAD-BAHŞA : Ottoman Turkish

f. Feryâd ettiren, bağırttıran

FERYAD-HAN : Ottoman Turkish

f. Yardım isteyen

FERYAD-RES : Ottoman Turkish

f. Feryâd edenin imdâdına koşan, yardımına gelen

FERYAD-I ANDELİB : Ottoman Turkish

Bülbülün feryâdı, ötmesi. * Yirmiiki martta olan bir fırtına

FERYÂD : Ottoman Turkish

yüksek sesle yardım isteme

FERYÂDÜFÎZAR : Ottoman Turkish

yüksek sesle yardım isteme ve yalvarma

FERZ : Ottoman Turkish

Çukur yer. * Düz yer. * Ayırmak

FERZA' : Ottoman Turkish

Pamuk çekirdeği

FERZAH : Ottoman Turkish

Akrep isimlerinden bir isim

FERZAN : Ottoman Turkish

İlim ve hikmet

FERZANE : Ottoman Turkish

f. Bilgili kimse. Hakîm, feylesof. * Tas: Nefsanî alâkalardan sıyrılmış kimse

FERZANE-GÎ : Ottoman Turkish

f. Üstünlük, rüçhaniyet. * Bilgi

FERZEND : Ottoman Turkish

(C.: Ferzendân) f. Yavru. Çocuk. Veled

FERZENDÂNE : Ottoman Turkish

Evlâd gibi. Evlâda yakışır surette

FERZENDÂNE : Ottoman Turkish

evlat gibi

FERÂCE : Ottoman Turkish

ütün vücudu kaplayan bir cins elbise