Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
FERÂGAT : Ottoman Turkish

hakkı olanı bile istememe

FERÂİZ : Ottoman Turkish

(Farîze. C.) Allah'ın farz kıldığı ibadetler, yapılması mecburi olan din emirleri. * Şeriatın hükümleriyle mirasçılar arasında mal taksimi bilgisi. İslâmın miras hukuku

FERÂİZ : Ottoman Turkish

farzlar, yapılması mecburi olan dinî emirler

FERÂİZ-İ DİNİYYE : Ottoman Turkish

Dinin farzları

FERÂSET : Ottoman Turkish

anlayış

FERÎ : Ottoman Turkish

ayrıntılarla ilgili

FERÎD : Ottoman Turkish

f. Katılaşmış şey, donmuş nesne. * Avcı kuş

FERÎD : Ottoman Turkish

eşi ve benzeri bulunmayan, yekta

FERÎK : Ottoman Turkish

Tümen (Fırka) kumandanı. Korgeneral. * İnsan kalabalığı. Büyük insan bölüğü

FERÎKA : Ottoman Turkish

Koyun sürüsü. * Böy dedikleri ot

FERÎKAYN : Ottoman Turkish

İki mukabil taraf, iki askeri fırka

FERÎS : Ottoman Turkish

(C: Fersâ) Ağaç halka, çenber. * Yaralı. Maktul

FERÎSA : Ottoman Turkish

(C: Feris-Ferâyis) Boş böğür ile kürek arasındaki et

FERÎZ : Ottoman Turkish

Takdir edici. * Hükmedici. * Yaşlı, ihtiyar

FERÎŞ : Ottoman Turkish

Yakında doğurmuş hayvan

FERŞ : Ottoman Turkish

Yer. Yeryüzü. * Döşeme. Döşeyiş. Yaymak. Yayılmak. Döşenmiş şey. * Küçük develer

FERŞ : Ottoman Turkish

yer, döşeme

FERŞEHA : Ottoman Turkish

İki ayak arasını açmak

FES'E : Ottoman Turkish

Sâkin olmak, sâkin etmek

FESA : Ottoman Turkish

Bıçak

FESAD : Ottoman Turkish

"Bozuk ve fenalık. Karışıklık. Haddi tecavüz edip zulmetmek. (Zıddı: Salâh'tır.)( $ Evet fıskla bozulan bir adam, bataklığa düşüp çıkamayan bir şahıs gibi çokların da o bataklığa düşmelerini istiyor ki, maruz kaldığı o dehşetli hâlet, bir parça hafif olsun. Çünkü musibet umumi olursa, hafif olur. Ve keza, bir şahsın kalbinde bir ihtilal, bir fenalık hissi uyanırsa; yüksek hissiyatı, kemalâtı sukut etmeye başlar; kalbinde tahribata, fenalığa bir meyil, bir zevk peyda olur. Yavaş yavaş o meyil kalbinde büyür; sonra o şahıs; bütün lezzetini, zevkini tahribatta, fenalıkta bulur. İşte o vakit, o şahıs, tam mânasiyle arzda yırtıcı bir hayvan, ihtilali çıkarıp büyüten bir belâ, fesadı durmayıp karıştıran bir âfet kesilir. İ.İ.)"

FESAD-AMİZ : Ottoman Turkish

f. Oyunbozanlık eden, fesat karıştıran

FESAD-ENGİZ : Ottoman Turkish

Fesad koparan. Fesad çıkaran. Karışıklık çıkaran

FESAD-I AHLÂK : Ottoman Turkish

Ahlâk bozukluğu

FESAD-I DİMAĞ : Ottoman Turkish

Akıl bozukluğu, delilik