Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
FEZA : Ottoman Turkish

Yıldızlar arasındaki geniş boşluk. Gökyüzü. * Yer geniş olmak. * Açık sahra. * Saha. * Yerde akan su

FEZA : Ottoman Turkish

artıran, çoğaltan

FEZA' : Ottoman Turkish

Korku. Havf. * Sığınma, dehalet. * Uykuda şiddetli korku ile uyanmak

FEZA-NEVERD : Ottoman Turkish

f. Fezâda dolaşan, boşlukta giden

FEZAA : Ottoman Turkish

Yolda ve tarlada yapılan ve höyük denilen suret

FEZAİL : Ottoman Turkish

(Bak: Fazâil)

FEZAZE : Ottoman Turkish

Ahlâkı kaba ve kerih olmak

FEZAÎ : Ottoman Turkish

Gökle alâkalı. Göğe âit. Geniş sahaya âit. Fezaya âit ve müteallik

FEZD : Ottoman Turkish

Kan aldırmak

FEZLEKE : Ottoman Turkish

"Hülâsa. Netice. Öz. İcmâl. * Hesap listesinde netice.(S
Gerek Kur'an-ı Kerim olsun, gerek tefsiri olan Hadis-i Şerif olsun; her fenden, her ilimden birer fezleke almışlardır. Bir kitab veya bir şahsın yalnız fezlekeleri ihata etmekle harika olması lâzım gelmez. Bir şahıs, pek çok fezlekeleri ihata edebilir?C
Bahsettiğimiz fezleke, sellemehüsselâm fezlekeler değildir. Ancak, hüsn-ü isabetle münasib bir mevkide ve münbit bir yerde, işitilmemiş çok işaretleri tazammun etmekle istimal ve zer' edilen fezlekelerdir. Kur'an veya Hadisin aldıkları fezlekeler, bu kabil fezlekelerdir. Bu kabil fezlekeler tam bir meleke ve ıttıladan sonra hâsıl olabilir ki, herbir fezleke, me'hazı olan fen veya ilmin hükmünde olur. Bu ise, bir şahısda olamaz. İ.İ.)"

FEZLEKE : Ottoman Turkish

özet

FEZR : Ottoman Turkish

Yarmak. * Ayırmak. * Bozup feshetmek.FEZZ
Yalnız şey. Bir kimsenin yalnız kendi başına olması. * Udûl. * Geri dönmek. * Buzağı. * Hafif

FEZÂ : Ottoman Turkish

uzay

FEZÂ-YI FEYZ : Ottoman Turkish

Feyiz sahası, feyzin fezası

FEZÂ-YI ITLÂK : Ottoman Turkish

Hudutsuz gökyüzü. Nihayetsiz feza

FEZÂİL : Ottoman Turkish

faziletler, üstün nitelikler

FEZÎZ : Ottoman Turkish

Seyelân etmek, akmak

FEŞ' : Ottoman Turkish

Böğürtlen ağacına benzer bir ağaç

FEŞAFEŞ : Ottoman Turkish

f. Hışıltı. * Atılan okun, havada giderken çıkardığı ses

FEŞAK : Ottoman Turkish

Sürur, neşe, sevinç, neşat

FEŞAN : Ottoman Turkish

f. Saçma. Neşretme. * Yayıcı. Serpici olan

FEŞAR : Ottoman Turkish

f. Sıkıcı. Sıkan. Sıkıp suyunu çıkaran

FEŞC : Ottoman Turkish

Ayağını ayırıp apışmak

FEŞEL : Ottoman Turkish

(C: Efşâl) Korkak olmak

FEŞFAŞ : Ottoman Turkish

Yassı kılıç