Turkish
FÂİL-İ MUHTAR : Ottoman Turkish
Re'yinde müstakil olan. İstediğini yapmakta serbest olan (Cenab-ı Hak)
FÂİL-İ MÜBAŞİR : Ottoman Turkish
Huk: Bir şeyi bizzat yapan kimse
FÂİL-İ MÜŞTEREK : Ottoman Turkish
Huk: İşlenmiş olan bir suçta parmağı olan. Suç ortağı
FÂİLİYYET : Ottoman Turkish
İşleyicilik. Müessir olmak. Fâile mensub ve müteallik oluş
FÂİZ : Ottoman Turkish
paranın haram olan kârı
FÂKA(T) : Ottoman Turkish
Zaruret, ihtiyaç. Yoksulluk, fakirlik
FÂKA-İ ŞEDİDE : Ottoman Turkish
şiddetli ihtiyaç
FÂKAT : Ottoman Turkish
yokluk, bulunmama
FÂKİH : Ottoman Turkish
islâm hukukunu bilen
FÂKİHE : Ottoman Turkish
yaş meyve, yemiş
FÂL : Ottoman Turkish
fal, belirti, uğur
FÂLİHAYR : Ottoman Turkish
iyilik belirtisi
FÂLIK : Ottoman Turkish
üyümesi için tohumu çatlatan Allah
FÂLIK-ÜL HABBİ VENNEVÂ : Ottoman Turkish
Tohum ve çekirdekleri açarak büyüten (Allah C.C.)
FÂM : Ottoman Turkish
f. Renk, levn
FÂNİYÂT : Ottoman Turkish
faniler, gelip geçiciler
FÂNÎ : Ottoman Turkish
geçici, ölümlü
FÂR : Ottoman Turkish
Fâre, sıçan
FÂRİKA : Ottoman Turkish
ayırıcı özellik
FÂRİS : Ottoman Turkish
iranlı
FÂRİSÎ : Ottoman Turkish
iran dili, iranla ilgili
FÂRİĞ : Ottoman Turkish
devreden, geçiren, çekilen
FÂRÂN : Ottoman Turkish
Mekke dağlarının incildeki adı
FÂRÛK : Ottoman Turkish
" ""hak ile batılı ayıran"" mânâsında Hazreti Ömerin lâkabı."
FÂRIK : Ottoman Turkish
(Fârıka) Tefrik eden, farkeden, ayıran. Ayrılmasına, farkolunmasına sebeb olan alâmet
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani