Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
GAMMAZANE : Ottoman Turkish

f. Fitnecilikle, gammazlıkla, koğuculukla

GAMMAZİYYET : Ottoman Turkish

Koğuculuk, fitnecilik, gammazlık

GAMN : Ottoman Turkish

Yumuşaklık

GAMNÂK : Ottoman Turkish

gamlı, tasalı

GAMR : Ottoman Turkish

Derinlik, suyun derinliği. Çok su, büyük deniz. * Uzun, geniş libas. * Cehalet, gaflet. * Şiddet

GAMRE : Ottoman Turkish

(C.: Gamerât) Tecrübesizlik, görgüsüzlük, anlayışsızlık. * İzdiham, kalabalık. * Fenalığa dalmak. * Şiddet. * Zahmet

GAMS : Ottoman Turkish

Yıldız kayması. * Suya dalmak

GAMT : Ottoman Turkish

Minnetsiz ve şükürsüz olmak. * Horlamak, hakir görmek

GAMTAŞ : Ottoman Turkish

Gözü zayıf gören

GAMUS : Ottoman Turkish

Şiddetli emir. * Süngü ile vurup, ucunu diğer taraftan çıkarmak. * Karnındaki yavrusu belli olmayan deve

GAMUZ : Ottoman Turkish

İtham olunan, töhmet altında bırakılan. * İçinden kan giden dişi deve

GAMZ : Ottoman Turkish

(C.: Gamuz) Göz yummak, gizli olmak, yumuşak muamele etmek. * Kolay görerek ihmal etmek. * Çukur yer

GAMZ : Ottoman Turkish

süzgün bakış

GAMZE : Ottoman Turkish

Süzgün bakış

GAMZE : Ottoman Turkish

çene veya yanak çukuru

GAMZE-FİGEN : Ottoman Turkish

f. Gamze saçan, süzgün süzgün bakan

GAMZE-İ CELLÂD : Ottoman Turkish

Cana kıyan yan bakış

GAMZE-İ CÂDU : Ottoman Turkish

Büyüleyen gamze. Süzgün bakış

GAMZE-İ DİL-DUZ : Ottoman Turkish

Gönül delen süzgün bakış

GAMZE-İ FETTÂN : Ottoman Turkish

Câzibedar ve süzgün bakış

GAMZE-İ HUNHAR : Ottoman Turkish

Kan içen yan bakış

GAMÎL : Ottoman Turkish

Tüyü gitmiş yumuşak deri

GAMÎM : Ottoman Turkish

Yoğurt yapmak için kaynatılan süt. * Yoğurt

GAMÎN : Ottoman Turkish

Yumuşak

GAMÎS : Ottoman Turkish

Üstü kuru, altı yaş olan ot. * Ağaç ve otların arasında olan küçük su arkları