Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
HALLÂKİYET : Ottoman Turkish

yaratıcılık

HALLÂL : Ottoman Turkish

Halleden, çare bulan, çözen

HALLÂL-ÜL UKAD : Ottoman Turkish

Düğümleri çözen. * Mc: Zorlukları yenen

HALLÂL-I MÜŞKİLÂT : Ottoman Turkish

Zorlukları yenen, müşkülâtı halleden kimse

HALLÜAKD : Ottoman Turkish

çözme ve düğümleme

HALLÜFASL : Ottoman Turkish

çözme ve ayırma

HALLÜSİNASYON : Ottoman Turkish

Lât. Tıb: Hakikatte olmayan bir şeyi varmış gibi görme ve işitme

HALLÜSİNASYON : Ottoman Turkish

olmayanı varmış gibi hissetme

HALME : Ottoman Turkish

Meme başı, meme tepesi

HALS : Ottoman Turkish

Bir şeyi soymak. Çalmak. Kapmak. * Dibinden taze yetişen çayırla karışık olan kuru çimen

HALSAN : Ottoman Turkish

Kişinin dostu, sevgilisi ve yâri

HALT : Ottoman Turkish

Karıştırmak. Münasebetsiz söz söylemek. Bir şeyi bir şeye karıştırmak. Hatâ etmek

HALT : Ottoman Turkish

karıştırma, hata

HALTA : Ottoman Turkish

Köpeklere takılan boyun halkası. Tasma

HALTIYYAT : Ottoman Turkish

Yersiz ve münasebetsiz sözler

HALUB(E) : Ottoman Turkish

Sağılan şey

HALUF : Ottoman Turkish

Sütün veya yemeğin bozulması

HALUK : Ottoman Turkish

İyi huylu. Güzel ahlâklı. İslâma yakışır ahlâkta olan. İnsâniyyetli

HALUM : Ottoman Turkish

Yaş peynir gibi olan koyu yoğurt

HALVET : Ottoman Turkish

Yalnızlık. Tek başına kalmak. Tenhaya çekilme. * Gizlilik

HALVET : Ottoman Turkish

tenha yerde yalnız kalmak

HALVET-İ FÂSİDE : Ottoman Turkish

Karı-kocanın aralarında şer'î mâni olmasına rağmen birleşmeleri

HALVET-İ SAHİHA : Ottoman Turkish

Karı-kocanın aralarında şer'î mâni bulunmaması halinde birleşmeleri

HALVETGÂH : Ottoman Turkish

f. Tek başına oturup ibadetle vakit geçirilen yer. * Halvet yeri. Gizli olarak görüşülecek yer

HALVETGÜZİDE : Ottoman Turkish

(Halvetgüzin) f. Halveti, tenha bir yeri seçmiş olan kimse