Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
HALÎM : Ottoman Turkish

Yumuşak huylu. Hoş muamele yapan. (Bak: Elhalîm)

HALÎM : Ottoman Turkish

yumuşak huylu, kızmayan

HALÎME : Ottoman Turkish

Yumuşak huylu kadın. * Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın süt anasının ismi. Beni Sa'd bin Bekr kabilesindendir. Halime-i Sa'diye diye de anılır. (R.A.)

HALÎME : Ottoman Turkish

yumuşak huylu kadın, Peygamberimizin süt annesi

HALÎMÂNE : Ottoman Turkish

f. Yumuşak surette. Yumuşak huylulara yakışır bir tarzda

HALÎS : Ottoman Turkish

Karışmış, muhtelif. * Siyah ile beyazı karışmış saç. * Tel

HALÎT : Ottoman Turkish

Buz. Kırağı. Dolu

HALÛK : Ottoman Turkish

iyi huylu

HALIK : Ottoman Turkish

(C.: Huluk-Havâlık) Büyük dağ. * Ağaca dolaşmış olan üzüm çubuğu. * Süt ile dolu olan koyun memesi. * Tıraş eden. Berber

HALIKIYYET : Ottoman Turkish

Yaratıcılık. Halk edicilik. İcad ve takdir

HAM : Ottoman Turkish

f. Olmamış, pişmemiş, çiğ. * Nâfile, beyhude, boşuboşuna. * İşlenmemiş, üzerinde çalışılmamış. * Acemi kimse, tecrübesiz. Terbiye görmemiş kişi

HAM MADDE : Ottoman Turkish

Bir şeyin meydana getirilmesi için işlenilen ana maddelerden her biri

HAM' (HUMU') : Ottoman Turkish

Eğrilik, aksaklık

HAM' (HIM') : Ottoman Turkish

(C.: Ahmâ')
Kaynata. Zevc tarafından olan kimseler

HAM-BE-HAM : Ottoman Turkish

f. Kıvrım kıvrım. Büklüm büklüm

HAM-ENDER-HAM : Ottoman Turkish

f. Kıvrım kıvrım, büklüm büklüm

HAM-I ZÜLF : Ottoman Turkish

Saç lülesinin kıvrımı

HAMA : Ottoman Turkish

Hıfzetmek, korumak. * Kovmak, defetmek

HAMA' : Ottoman Turkish

Kara balçık

HAMAİD : Ottoman Turkish

(Hamîde. C.) Bir kimsenin medhedilmeğe lâyık olan işleri

HAMAİL : Ottoman Turkish

(Himâle. C.) Tılsım, muska. * Kılıç kayışı, kılıcı bele bağlamaya yarayan kayış

HAMAİM : Ottoman Turkish

(Hamâme. C.) Güvercinler

HAMAK : Ottoman Turkish

İki ağaç veya direk arasına asılarak içine yatılan ağyatak

HAMAKAT : Ottoman Turkish

Ahmaklık. Budalalık. Bönlük. Anlayışsızlık

HAMALE : Ottoman Turkish

Bir mala kefil olma