Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
HATEMANE : Ottoman Turkish

f. Hâtem'e yakışacak şekil ve surette. Cömertçesine

HATEMAT : Ottoman Turkish

(Hatme. C.) Hatim etmeler. Sona erdirmeler

HATEME : Ottoman Turkish

"""Allah, sona erdirsin."" meâlinde bir dua."

HATEMİ : Ottoman Turkish

Mühür kazıyan, mühür yapan. Mühürle alâkalı

HATEMİYET : Ottoman Turkish

hatemlik

HATEMKÂRÎ : Ottoman Turkish

"Bir sathın ""yüzeyin"" üzerine süs şekilleri oyarak meydana getirilen boşlukları, o satha benzeyen başka bir madde veya mâdenle doldurmak suretiyle yapılan tezyinât."

HATEN : Ottoman Turkish

(C.: Ahtân) Kadın tarafından olan kimseler. (Baba, kardeş ve emmi gibi) * Araplar, damat mânasına kullanırlar

HATENAT : Ottoman Turkish

(Hatene. C.) Kaynanalar

HATENE : Ottoman Turkish

(C.: Hatenât) Kaynana

HATF : Ottoman Turkish

Kapmak. * Şimşek gibi göz kamaştırmak. * Sür'atli olmak

HATF : Ottoman Turkish

göz kamaştırma

HATİAT : Ottoman Turkish

hatalar, yanlışlar

HATİB : Ottoman Turkish

Hitâbeden. Söz söyleyen. Cemaate, topluluğa karşı güzel söz söyleyen kimse. * Câmi'de müslümanlara dini nasihatlar ve güzel sözlerle hitâbeden vazifeli zat

HATİBANE : Ottoman Turkish

f. Hatibcesine. Güzel ve akıcı söz söyleyenlere yakışırcasına. Nutuk atarcasına

HATİF : Ottoman Turkish

Gayıptan haber veren cinnî. * Sesi işitilen ve kendisi görülmeyen, seslenici. Ses verici, çağırıcı

HATİL : Ottoman Turkish

Yorgun. * Devamlı yağan yağmur

HATİM : Ottoman Turkish

Hitâma erdiren. Bitiren. * Mühür basan

HATİME : Ottoman Turkish

Son. Nihayet. Son söz

HATİME-KEŞ : Ottoman Turkish

f. Son veren, hâtime çeken, bitiren, sona erdiren

HATİN : Ottoman Turkish

Sünnet eden

HATİP : Ottoman Turkish

konuşan, hitap eden

HATİR : Ottoman Turkish

Muhâtaralı, tehlikeli, korkulacak durum. Büyük ve şerefli kimse

HATİTA : Ottoman Turkish

Bir malın değerinden indirilen tenzilât, iskonto

HATİÂ : Ottoman Turkish

hata, yanlış

HATK (HATKÂN) : Ottoman Turkish

Yürürken adımların birbirine yakın olması. * Yönelmek, teveccüh etmek