Turkish
HUKUKULLAH : Ottoman Turkish
Allahın hakları
HUKUKÇU : Ottoman Turkish
"Hukuk mütehassısı. Hukuku meslek edinen kimse. Avukat, müdde-i umumi ""savcı"" ve hâkim."
HUKUKÎ : Ottoman Turkish
(Hukukiyye) Hukuka ait, hukuk işleriyle alâkalı
HUKUKÎ : Ottoman Turkish
hukukla ilgili
HUKUKŞİNAS : Ottoman Turkish
Hukukçu, hukuk ilmini bilen. * Vefâlı kimse. Sâdık dost
HUL : Ottoman Turkish
(Hâyil. C.) Bela. Zahmet. * Mukabele etmek, karşılık vermek
HULA' : Ottoman Turkish
Büyük emir (iş)
HULABİS : Ottoman Turkish
İnce ses
HULAK : Ottoman Turkish
Boğaz ağrısı
HULALET : Ottoman Turkish
Samimi dostluk arkadaşlık
HULAM (HULLÂN) : Ottoman Turkish
Kurban olmayan küçük oğlak
HULASA : Ottoman Turkish
Bir şeyin, bir bahsin özü. Kısaca esası
HULASA-İ KELÂM : Ottoman Turkish
Sözün hülâsası. Sözün özü
HULASAT-ÜL HULASA : Ottoman Turkish
Hulâsanın hulâsası. Özünün özü. * Ayet-ül Kübrâ Risâlesinin hülâsası
HULASATEN : Ottoman Turkish
Kısaca, özet olarak, hülâsa olarak, muhtasaran
HULAVE : Ottoman Turkish
(C.: Halâvi) Kafanın ortası
HULB : Ottoman Turkish
Domuz kılı. Kalın kıl. Yele kılı. * Kıldan yapılmış kalem, kıl fırça
HULBE : Ottoman Turkish
Hububattan olan böy
HULC : Ottoman Turkish
Küçük gemi
HULD : Ottoman Turkish
Ebedilik. Sonu olmayan. Sonu olmamak
HULDE : Ottoman Turkish
Köstebek
HULDZAR : Ottoman Turkish
f. Cennet
HULEB : Ottoman Turkish
"Bozrak bir ot ki, yer üzerine yayılır, sapı olmaz; yaprağını koparsalar sütü akar ve ekseriyâ geyik yer."
HULEFÂ : Ottoman Turkish
(Halife. C.) Halifeler. (Bak: Halife)
HULEFÂ : Ottoman Turkish
halifeler
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani