Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
HÂSİRÎN : Ottoman Turkish

(Hâsir. C.) Zarar görmüş olanlar, ziyana uğramış kimseler

HÂSİYET : Ottoman Turkish

özellik, özel fayda

HÂSS : Ottoman Turkish

(C.: Havass) Hususi. Hâlis. Kıymetli ve ileri gelen mühim yakınların topluluğu. * Bir şeyde bulunup başkasında bulunmayan. Umumi olmayıp mahsus olan. * Tam ayar olan, yabancı maddelerle karışık olmayan ve içinde bozuk bulunmayan. Tek, münferid. * Saf. * Tar: Osmanlı İmparatorluğunun ilk zamanlarında, devletin büyüklerine ayrılan yıllık geliri yüzbin akçadan fazla olan arazi

HÂSS : Ottoman Turkish

özel

HÂSS Ü ÂMM : Ottoman Turkish

Herkes, bütün herkes

HÂSS-ÜL HÂSS : Ottoman Turkish

En güzel, en has

HÂSSATEN : Ottoman Turkish

özellikle

HÂSSE : Ottoman Turkish

Duygu uzvu. Bir şeye mahsus kuvvet. Hâl. (Bak: Kuvve)

HÂSSE-İ LEMS : Ottoman Turkish

Elle dokunma kuvveti. Dokunma duyusu

HÂSSE-İ RÜ'YET : Ottoman Turkish

Görme kuvveti

HÂSSE-İ SEM' : Ottoman Turkish

İşitme kuvveti, duyma duygusu

HÂSSE-İ ŞEMM : Ottoman Turkish

Koklama duygusu

HÂST-GÂR : Ottoman Turkish

f. İsteyen, talep eden, isteyici

HÂST-GÂRÎ : Ottoman Turkish

f. Tâliplik, isteyicilik

HÂSIL : Ottoman Turkish

Peyda olan. Husule gelen. Çıkan, meydana gelen

HÂSIL : Ottoman Turkish

ortaya çıkan, ürün

HÂSIL-I BİLMASDAR : Ottoman Turkish

"Hakiki müessirden hâsıl olan fiildir. Kendi sebeb ve şartlarından meydana gelen şey. Meselâ: Bir şeye vurmak, masdardır; o vurmaktan hâsıl olan ses çıkmak, hâsıl-ı bilmasdır'dır. Tüfek atarak bir adamı öldürmekte tüfek atmak fiili, masdar: adamın ölmesi ve tüfeğin sesi çıkması da hâsıl-ı bilmasdar'dır."

HÂSIL-I CEM' : Ottoman Turkish

Mat: Toplam. Bir kaç sayının birlikte toplanmasından meydana gelen yekûn

HÂSIL-I DARB : Ottoman Turkish

Mat: Çarpım. Çarpmak işinin neticesi. 5 sayısı 2 sayısıyla çarpılırsa, çıkan 10 sayısı, hâsıl-ı darbdır

HÂSILAT : Ottoman Turkish

Gelirler. Kazançlar. Elde edilenler. Kâr. Mahsul. Îrad

HÂSILAT-I SENEVİYYE : Ottoman Turkish

Senelik kazançlar, yıllık gelirler

HÂSILAT-I SÂFİYE : Ottoman Turkish

Sâfi kazanç. Net kâr. Bütün masraflar çıktıktan sonra kazanç olarak geri kalan hâsılat

HÂSILÂT : Ottoman Turkish

ürün, gelir

HÂSILI KELÂM : Ottoman Turkish

(Hâsıl-ı kelâm) Sözün kısacası, sözün kısası

HÂSILIBİLMASDAR : Ottoman Turkish

masdarla oluşan fiilin uygulanmasından çıkan sonuç