Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
HISAL : Ottoman Turkish

(Haslet. C.) Hasletler, huylar, tabiatlar. Ahlâk

HISAL-İ HAMÎDE : Ottoman Turkish

"Medhe ve övülmeğe lâyık güzel huylar, güzel hasletler.(...Dost ve düşmanın ittifakı ile ahlâk-ı hasenenin, şahsında en yüksek derecede; ve bütün muamelâtının şehadetiyle secâyâ-yı sâmiye, vazifesinde ve tebligatında en âlî bir derecede ve din-i İslâmdaki mehasin-i ahlâkın şehadetiyle, şeriatında en âlî hısal-i hamîde, en mükemmel derecede bulunduğuna ehl-i insaf ve dikkat tereddüd etmez. S.)"

HISAM : Ottoman Turkish

Düşmanlık, çekişmek, kavga, mücâdele

HISAN : Ottoman Turkish

Mümtaz kimseler, seçkin kişiler

HISANE : Ottoman Turkish

Berklik, sağlamlık, sertlik, muhkemlik

HISAS : Ottoman Turkish

Hisseler. Paylar. Nasipler. * Kıssadan alınan dersler

HISASE (HISSE) : Ottoman Turkish

Kabahat. * Alçaklık, denâet

HISB : Ottoman Turkish

Ucuzluk, bolluk

HISN : Ottoman Turkish

Kale. Hisar. Sığınmağa, korunmağa mahsus sağlam yer

HISN : Ottoman Turkish

kale, sığınak

HISN-I HASÎN : Ottoman Turkish

Çok kuvvetli, en sağlam korunma

HISREM : Ottoman Turkish

Koruk. * Bahil kimse

HISREME : Ottoman Turkish

Üst dudağın derisinin sarkık olması

HISS : Ottoman Turkish

Noksan, eksik

HISSA : Ottoman Turkish

(Bak: Hisse)

HISSAN : Ottoman Turkish

Mümtaz ve belirli kimseler. Tanınmış iyi kimseler. Ekâbirler

HISSET : Ottoman Turkish

(Bak: Hisset)

HISSET : Ottoman Turkish

düşüklük, adilik, küçüklük

HISSÎS : Ottoman Turkish

Hâslık

HISSÎSA : Ottoman Turkish

Bir kimseye, bir şeye mahsus olan hâl

HISVE (HISYE) : Ottoman Turkish

(C.: Haseyât) İki avuç dolusu. * Azeryun otu

HISÂL : Ottoman Turkish

güzel huylar

HISÂS : Ottoman Turkish

hisseler, paylar

HISIM : Ottoman Turkish

Soyca ve evlenme neticesinde aralarında bağ bulunanların beheri. Akraba

HIT' : Ottoman Turkish

Suç, günah. Günah işlemek