Turkish
HIYANET-İ VATAN : Ottoman Turkish
Vatan hainliği. Vatana hıyanet etme
HIYANETEN : Ottoman Turkish
Kötülükte bulunarak, hıyanet ederek
HIYANETKÂR : Ottoman Turkish
Hıyanet eden. Hâin
HIYAR : Ottoman Turkish
Hayırlılar. * (C.: Hıyârât) Huk: Bir işi yapıp yapmamada serbestlik. Genel olarak bir anlaşmadan vaz geçme. Hususi bir sözleşmenin fesh veya tasdiki. Muhayyerlik. Kendisinde böyle muhayyerlik bulunan kimse, yaptığı bir akdi diğer tarafın rızasına hâcet kalmaksızın bozabilir
HIYAR-I AYB : Ottoman Turkish
Bir şeyde mevcud olan bir kusurun akitten sonra meydana çıkmasından dolayı âkitlerden biri için sabit olan muhayyerliktir
HIYAR-I RÜ'YET : Ottoman Turkish
Bir şey hakkında görülmeden yapılan bir akitten dolayı, âkitlerden biri için görüldüğü zaman sabit olan muhayyerliktir
HIYAR-I TAĞRİR : Ottoman Turkish
Âkitlerden birinin diğer taraftan aldatılarak bir malı gabn-ı fâhiş ile satmasından veya satın almasından dolayı satış muamelesini fesh hususunda muhayyer olmasıdır
HIYAR-I VASF : Ottoman Turkish
Bir akitte vücudu şart kılınan veya örfen meşhud bulunan mergub bir vasfın mevcud olmaması sebebiyle âkitlerden biri için sabit olan muhayyerliktir. (Sağılır diye satılan bir ineğin, sütten kesilmiş olması gibi.)
HIYAR-I ŞART : Ottoman Turkish
Âkitlerden birinin veya herbirinin akdi, muayyen bir müddet içinde fesh veya icazetle infaz edebilmek hususunda muhayyer olmasıdır
HIYARAT : Ottoman Turkish
(Hıyâr. C.) İslâm hukukunda alışveriş meselelerine ait muhayyerlik hususları
HIYARE : Ottoman Turkish
Otsuz, otu olmayan yer
HIYASA : Ottoman Turkish
Kulak halkası. * Dar etmek, darlaştırmak. * Dikmek
HIYAT : Ottoman Turkish
(Hâit. C.) Perdeler. Mânialar
HIYATA : Ottoman Turkish
Hıfzetmek, korumak, muhafaza etmek
HIYATA (HIYATET) : Ottoman Turkish
Terzilik, dikiş dikme işi. * Tıb: Ameliyat esnasında kesilip yarılan yerin tekrar kaynaması için dikilmesi. * Ameliyatta dikiş için kullanılan bağırsak ve benzeri şeylerden yapılan iplik
HIYATET-HANE : Ottoman Turkish
f. Dikimevi, dikişevi, terzihane
HIYAZ : Ottoman Turkish
(El-hıyaz) Havuzlar. * Kadınlarda aybaşları, hayız kanları
HIYAZ(A) : Ottoman Turkish
Suya dalmak
HIYAZET : Ottoman Turkish
İlâve etmek, toplamak
HIYERE : Ottoman Turkish
Küfe yakınında bir şehrin adı
HIYERE-İ NÂS : Ottoman Turkish
Seçkin kimseler, mümtaz kişiler
HIYFET : Ottoman Turkish
Korku. Gizlilik ve havf
HIYRE : Ottoman Turkish
f. Fersiz ve donuk göz
HIYRE-BAHŞ : Ottoman Turkish
f. Göz kamaştıran, aklı durduran
HIYRE-DEST : Ottoman Turkish
f. Aldığı işi bozar olan (kimse.). Eli sakar kişi
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani