Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
KANFA : Ottoman Turkish

Kulakları küçük ve kaba olan kadın. (Müz: Aknef)

KANFAŞ : Ottoman Turkish

Yaşlı, ihtiyar

KANFESE : Ottoman Turkish

Tesbih böceği

KANGREN : Ottoman Turkish

Yun: Canlı vücudun belirli bir kısmında hücrelerin ölmesiyle meydana gelen bir hastalık

KANGREN : Ottoman Turkish

hücrelerin ölmesiyle oluşan bir hastalık

KANH : Ottoman Turkish

Suyu içip kandıktan sonra başını kaldırmak

KANİ' : Ottoman Turkish

(A, uzun okunur) Kanaat eden. Kendinde olan helâla razı olup, başkasının hiçbir şeyine göz dikmeyen. * Kanmış. İnanmış. Tatmin olmuş

KANİB : Ottoman Turkish

İnsan topluluğu

KANİF : Ottoman Turkish

İnsan cemaati. * Çok yağmur ve bulut. * Geceden bir parça

KANİSA : Ottoman Turkish

(C.: Kavânıs) Taşlık denilen ve kuşlarda olan bir organ

KANİT : Ottoman Turkish

(A, uzun okunur) (Kunut. dan) Kunut ve duâ eden. * İtaatlı. * Sükût eden

KANİTÎN : Ottoman Turkish

Kunut ve duâ edenler. Allah'a itaat ve ibadet edenler

KANKAL : Ottoman Turkish

Büyük kile

KANKANE : Ottoman Turkish

Yol göstermek

KANKARİS : Ottoman Turkish

Börek

KANNAD : Ottoman Turkish

şeker yapan, şekerci

KANNAS : Ottoman Turkish

Avcı, seyyad

KANNİS : Ottoman Turkish

Avcı, av

KANNUR : Ottoman Turkish

Başı büyük kişi

KANS : Ottoman Turkish

Av. Av avlama

KANSA : Ottoman Turkish

(Kuşlarda) Kursak

KANTAR : Ottoman Turkish

Ağırlık ölçüsü âleti. * Binikiyüz dinar, onikibin okiyye, yüz okiyye gibi hudutsuz bir vezindir. * Kırk okka

KANTAR : Ottoman Turkish

tartı aleti

KANTARA : Ottoman Turkish

Taştan yapılan, kemerli büyük köprü

KANTARA : Ottoman Turkish

köprü