Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
KAMER SURESİ : Ottoman Turkish

Kur'an-ı Kerim'in
Suresinin ismi olup İktarabet Suresi de denir. Mekkîdir

KAMERİYYE : Ottoman Turkish

Çardak. Bahçelerde, mehtaplı gecelerde oturmak üzere yapılıp, etrâfı sarmaşık v.s. çiçeklerle örtülü bulunan yer. Küçük köşk

KAMERVARİ : Ottoman Turkish

f. Ay gibi, kamere benzercesine

KAMERVÂRÎ : Ottoman Turkish

ay gibi

KAMERÎ : Ottoman Turkish

Ay ile alâkalı

KAMERÎ SENE : Ottoman Turkish

Arabi aylara göre olan yıl. Senesi 360 gün olan yıl. (Bak: Hicret)

KAMES : Ottoman Turkish

Suya daldırmak ve batırmak. * Hareket edip acı çekmek

KAMET : Ottoman Turkish

(A, uzun okunur) Namaza başlama işâreti, namaz kılmak için okunan ezan. * Boy. Boy-bos. Endam

KAMET ALMAK : Ottoman Turkish

Namaza başlamak için, hususen farz namazından önce ezan okumak

KAMET-İ BÂLÂ : Ottoman Turkish

Uzun boy

KAMET-İ KIYMET : Ottoman Turkish

Kıymet ve değerinin mertebesi. Manevî büyüklük

KAMET-İ MEVZUN : Ottoman Turkish

Düzgün ve yakışıklı boy

KAMET-İ NÂMİYE : Ottoman Turkish

Gelişme ve büyüme kabiliyetinde olan endam, boy

KAMET-İ ÖMR : Ottoman Turkish

Ömür boyu. Bütün hayat müddetince

KAMEZ : Ottoman Turkish

Menfaatsiz, hor hakir nesne

KAMH : Ottoman Turkish

Yemeğe iştihâsı az olmak. * Suya dalmak. * Davarın başını sudan kaldırması

KAMHA : Ottoman Turkish

Kasap merhemi adı verilen ilaç

KAMİM : Ottoman Turkish

Tere otunun kurusu

KAMİS : Ottoman Turkish

Gömlek. * Döl yatağını kaplayan ince deri. * Bâzı nebatlardaki ince zar

KAMİT : Ottoman Turkish

Bağlanmış. * Tam olgun, kâmil

KAMKAM : Ottoman Turkish

(C.: Kumâkım) Ulu, şerif kimse. *İyi, keskin kılıç. * Büyük deniz. * Çok adet. * Saç dibine düşen yavşak. * Küçük kene

KAMKAME : Ottoman Turkish

(C.: Kamkâm) Büyük, derin deniz

KAML(E) : Ottoman Turkish

Bit, kehle

KAMLUL : Ottoman Turkish

Yabâni hıyar