Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
KEMC (KEMH) : Ottoman Turkish

Atı dizgini ile durdurmak

KEMED : Ottoman Turkish

Gam, tasa

KEMENAN : Ottoman Turkish

(Kemin. C.) Pusuya gizlenmiş askerler. * Pusular

KEMEND : Ottoman Turkish

f. Eskiden idam için boyna geçirilen yağlı kayış. * Uzakta bulunan herhangi bir nesneyi yakalayıp çekmek için üzerine atılan ucu ilmekli uzunca ip. * Geyik ve benzeri hayvanların yuları. * Güzelin saçı

KEMENÇE : Ottoman Turkish

f. Çiftçilerin tarlalara kimyevi gübre atmak için kullandıkları bir nevi âlet. * Tırnağı tellerine değdirmekle ses çıkaran kemana benzer küçük bir çalgı âleti

KEMER : Ottoman Turkish

f. Yay gibi eğik olan yapı. * Bele bağlanan kuşak. * İç çamaşırın bele rastlayan kısmı

KEMER : Ottoman Turkish

kavisli yapı, kuşak

KEMERBEND : Ottoman Turkish

f. Kemer bağı. * Kemeri takılmış. Belinde kemer olan. * Mc: Derviş

KEMERBESTE : Ottoman Turkish

f. Kuşak bağlamış, hazır olmuş. Hazır olup emri bekler hâlde olan

KEMERBESTE : Ottoman Turkish

kuşak bağlamış, hazırlanmış

KEMERBESTE-İ UBUDİYET : Ottoman Turkish

Cenab-ı Hakkın huzuruna çıkıp, kollarını önden bağlar şekilde, emre hazır vaziyette bekleyip, kulluğunu ifâde ve ilân etmek. (Namazdaki gibi)

KEMERDECE : Ottoman Turkish

Yab yab yürümek

KEMERGÂH : Ottoman Turkish

f. Kemer takılan yer. Bel

KEMGÛ : Ottoman Turkish

f. Az konuşan. Az söyleyen

KEMH : Ottoman Turkish

Gözsüzlük

KEMHA : Ottoman Turkish

f. Bir cins ipek kumaş

KEMİ' : Ottoman Turkish

Bir yerde ve bir döşekte beraber yatan kişi. * Düz yer

KEMİN : Ottoman Turkish

f. Pek küçük, çok ufak. Çok az

KEMİNE : Ottoman Turkish

Hakir. Aşağı. Dûn. Âciz. Noksan. Eksik

KEMİNGÂH : Ottoman Turkish

f. Pusu yeri. Tuzak kurulan yer

KEMİNGÜŞA : Ottoman Turkish

Pusu kuran. Tuzak kuran

KEMİNSAZ : Ottoman Turkish

f. Pusu tutmuş olan. Tuzak kurmuş olan

KEMİYET : Ottoman Turkish

(Bak: Kemmiyet)

KEMİYET : Ottoman Turkish

nicelik

KEMİYETEN : Ottoman Turkish

nicelik bakımından