Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
KEN'AN : Ottoman Turkish

Filistin. Hz. Yâkub'un (A.S.) memleketi

KEN'AT : Ottoman Turkish

Bir balık cinsi

KENA' : Ottoman Turkish

Parmakların sinirleri çekilip yumulmak

KENAİN : Ottoman Turkish

(Kinâne. C.) Ok kılıfları, okluklar, sadaklar

KENAİS : Ottoman Turkish

Keniseler, kiliseler

KENAK : Ottoman Turkish

f. Karın ağrısı. Buruntu

KENANE (KİNÂNE) : Ottoman Turkish

(C.: Kenâyin) İçine ok ve yay konulan ve beylik adı verilen kap

KENAR : Ottoman Turkish

f. Çevre, kıyı, Sâhil, deniz kıyısı. * Köşe, uç. * Son, nihâyet. * Çember. * Etrâfı çevrilen şey. * Kucaklama. Kucağa alma

KENAR-GİR : Ottoman Turkish

f. Fıçı çemberi

KENAR-I ÂSMÂN : Ottoman Turkish

Ufuk

KENARE : Ottoman Turkish

f. Kıyı, kenar. * Kucak. * Kasap çengeli. Kayış asılan çengel

KENAZ : Ottoman Turkish

Zahire vakti

KENB : Ottoman Turkish

İş yapmaktan ellerin iri iri olması

KENBUR : Ottoman Turkish

(Kenbure) f. Yalan, hile

KEND : Ottoman Turkish

Kesmek, kat'etmek. * Bir kimsenin nimetini ve iyiliğini bilmeyip inkâr etmek

KENDE : Ottoman Turkish

f. Hendek, çukur. * Biçilmiş, kesilmiş. * Kokmuş, ağır kokulu

KENDE-HÂYE : Ottoman Turkish

"f. ""Hayası kesilmiş: Hadım ağası."

KENDEŞ : Ottoman Turkish

Bir nevi devâ

KENDİDE : Ottoman Turkish

f. Kokmuş

KENDU : Ottoman Turkish

f. Epey genişçe toprak

KENDUC : Ottoman Turkish

Yer altında giyecek eşya koymak için yapılan oda

KENDURE : Ottoman Turkish

f. Peşkir. * Deriden yapılmış büyük sofra

KENDÜM : Ottoman Turkish

f. Buğday

KENE : Ottoman Turkish

Hayvanın etine yapışıp kanını emen küçük bir böcek

KENEF : Ottoman Turkish

(C.: Eknâf) Yön, taraf. * Sığınılacak yer. Korunulacak mekân. * Tuvâlet, helâ, ayakyolu