Turkish
RAKME : Ottoman Turkish
Derenin kenarı. * Bahçe
RAKMİYYAT : Ottoman Turkish
Medine yakınında bir yere nisbet edilen oklar
RAKRAK : Ottoman Turkish
Şuleli ve ziyâlı, parlak, nurlu
RAKRAKA : Ottoman Turkish
Nâzik ve derisi yumuşak olan kadın
RAKRAKA : Ottoman Turkish
suyun akması
RAKRAKAN : Ottoman Turkish
Serap
RAKS : Ottoman Turkish
Sıçrayarak oynamak, dansetmek
RAKS : Ottoman Turkish
dans, oyun
RAKS-I MÜKERRER : Ottoman Turkish
Tekrar tekrar yapılan raks. Döne döne oynama
RAKSKÜNÂN : Ottoman Turkish
f. Raksederek, raksede ede, oynıyarak, oynıya oynıya
RAKSÂN : Ottoman Turkish
Rakseden, dans eden, oynayan
RAKUD : Ottoman Turkish
(C.: Revâkıd) Derinliği fazla olan küp
RAKY : Ottoman Turkish
Yükselmek, terakki etmek
RAKÎB : Ottoman Turkish
gözetleyen, denetleyici
RAKÎBANE : Ottoman Turkish
denetlercesine
RAKIB : Ottoman Turkish
Gözeten, bekleyen
RAKIDE : Ottoman Turkish
Mertek adı verilen uzun ince ağaç
RAKIM : Ottoman Turkish
Belâ, musibet. Zahmet. Dâhiye
RAKŞ : Ottoman Turkish
Nakşetme, süsleme
RAKŞA' : Ottoman Turkish
(C.: Rukaşâ) Alaca yılan. * Süslü kadın
RAL : Ottoman Turkish
(C.: Rilâl-Ri'lân-Er'ül- Reele) Deve kuşunun yavrusu
RAM : Ottoman Turkish
f. İtaat eden, boyun eğen, itaatli, münkad
RAMAD : Ottoman Turkish
Kül, ateş külü
RAMAK : Ottoman Turkish
Nefes alacak kadar kalan hava, az bir hayat eseri. * Çok az şey
RAMAK : Ottoman Turkish
az şey
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani