Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
SERBESER : Ottoman Turkish

f. Baştan başa

SERBESER : Ottoman Turkish

aş başa

SERBEST : Ottoman Turkish

f. Kayıtsız. Başıboş. İstediği gibi hareket edebilen. * Sıkılmayan. * Engelsiz

SERBESTE : Ottoman Turkish

f. Başı bağlı. * Gizli, kapalı, örtülü

SERBESTİYET : Ottoman Turkish

f. Serbestlik. Serbest oluş

SERBESTİYET : Ottoman Turkish

serbest olma hâli

SERBESTÂNE : Ottoman Turkish

f. Serbestçe

SERBESTÂNE : Ottoman Turkish

serbestçe

SERBESTÎ : Ottoman Turkish

f. Serbestlik

SERBESTÎ : Ottoman Turkish

serbestlik, hürlük

SERBESÜCUD : Ottoman Turkish

f. Secde edici. Başını yere değdirici

SERBEZEMİN : Ottoman Turkish

f. Başı yere eğilmiş olan

SERBÜLEND : Ottoman Turkish

(C.: Serbülendân) f. Yüce. Başı yüksek

SERBÜLENDÎ : Ottoman Turkish

f. Başı yükseklik. Yücelik

SERC : Ottoman Turkish

(C.: Süruc) At takımı, eyer

SERC-İ FERES : Ottoman Turkish

At eyeri

SERCEM : Ottoman Turkish

Uzun

SERCUC : Ottoman Turkish

Ahmak

SERCÜMLE : Ottoman Turkish

f. Hepsi, tamamı, bütün

SERD : Ottoman Turkish

Sözü muttasıl ve güzel bir eda ile söylemek. * Halkaları birbirine geçirmek. * Delmek. * Dikmek. * Vurmak

SERD : Ottoman Turkish

söyleme

SERD-İ KELÂM : Ottoman Turkish

Güzel bir şekilde ifade etmek, söz etmek

SERDAB : Ottoman Turkish

"f. Yer altında olan serin ve soğuk oda, bodrum. Böyle yerler ekseriyetle sıcak bölgelerde, gündüzleri sıcaktan korunmak için yapılırdı. Anadolu'nun bazı yerlerinde buna ""zir-i zemin"" denilir. * Tar: Padişah saraylarında, sağ ve sol taraflarında birer oda bulunan üç köşeli sofalara verilen addı."

SERDAH : Ottoman Turkish

Geniş ve düz yer

SERDAR : Ottoman Turkish

f. Askerin başı. Kumandan