Turkish
KUDRET : Ottoman Turkish
güç
KUDRET-İ İLÂHİYE : Ottoman Turkish
"Allah'ın kudreti.(Cenab-ı Hakk'ın kudret, ilim, iradesi; şemsin ziyâsı gibi bütün mevcudata âmm ve şâmil olup, hiçbir şeyle müvazene edilemez; Arş-ı Azama taalluk ettikleri gibi, zerrelere de taalluk ederler. Cenab-ı Hak, şems ve kameri halkettiği gibi, sineğin gözünü de O halketmiştir. Cenab-ı Hak; kâinatta vaz'ettiği yüksek mizan gibi, hurdebinî hayvanların bağırsaklarında da pek ince ve lâtif bir nizam vaz'etmiştir. Semadaki ecramı birbiriyle rabteden câzibe-i umumî kanunu gibi, cevahir-i ferdi de, yani zerratı da o kanunun bir misliyle nazmetmiştir. Sanki bu zerrat âlemi, o semavî âleme küçük bir misaldir. Hülâsa, aczin müdahalesi ile, kudret mertebeleri ayrılır. Aczi mümteni' olan kudretçe; büyük, küçük birdir.Kudret-i Ezeliye, en evvel eşyanın melekût, yani içyüzüne taalluk eder. bu yüz ise, alelumum güzel ve şeffaftır. Evet, şems ve kamerin yüzleri parlak olduğu gibi, gecenin ve bulutların da iç yüzleri ziyadardır. İ.İ.)"
KUDRET-İ KÜLLİYE : Ottoman Turkish
Cenab-ı Hakk'ın küllî ve mutlak olan kudreti
KUDRETYÂB : Ottoman Turkish
f. Gücü yetebilen, yapabilen, kuvvet ve kudreti olan
KUDS : Ottoman Turkish
Mübareklik. Kudsilik. Nezafet. Pâk olmak. Noksanlardan uzak olmak
KUDSİYAN : Ottoman Turkish
Kudsiler. * Melekler. Melâike taifesi
KUDSİYE : Ottoman Turkish
kutsal
KUDSİYET : Ottoman Turkish
Kudsilik, mukaddeslik, azizlik. * Temizlik, paklık
KUDSİYET : Ottoman Turkish
kutsallık, yücelik, temizlik
KUDSÎ : Ottoman Turkish
(Kuds. dan) Mukaddes, kutsal, muazzez
KUDSÎ : Ottoman Turkish
kutsal, temiz, arınmış, yüce
KUDSÜMAN : Ottoman Turkish
Erkek örümcek
KUDUM : Ottoman Turkish
Uzak ve uzun bir yoldan gelmek. * Ayak basmak. * İleri geçmek. İlerilik
KUDUMİYYE : Ottoman Turkish
Uzak yoldan gelen bir büyük zâta, oranın halkı tarafından takdim edilen hediye. * Edb: Böyle bir vaziyetten dolayı yazılan kaside
KUDUR : Ottoman Turkish
(Kıdr. C.) Çömlekler, tencereler. Yemek pişirilen kaplar
KUDURÎ : Ottoman Turkish
(Hi:
428) Bağdadlıdır. Ahmed İbn-i Muhammed Bağdâdi diye de anılır. Hanefi fıkıh âlimlerindendir. Bu zatın, fıkha dâir meşhur kitabının ismi de Kudurî'dir
KUDVE : Ottoman Turkish
Halkın uyup tâbi oldukları kimse
KUDÛM : Ottoman Turkish
uzaktan gelme, ayak basma
KUF : Ottoman Turkish
f. Baykuş denen bir kuş cinsi
KUFAHİR (KUFÂHİRÎ) : Ottoman Turkish
Büyük ve iri cüsseli kimse
KUFAN : Ottoman Turkish
Zahmet, meşakkat. * Kufe dedikleri beldenin adı
KUFAR : Ottoman Turkish
(Kafr. C.) Issız ve susuz yerler. Çöller, sahralar
KUFAÎ : Ottoman Turkish
Burnu sıcaktan kavlar kızıl kimse
KUFF : Ottoman Turkish
Yüksek yer
KUFFAZ : Ottoman Turkish
Kadınların ellerine ve ayaklarına taktıkları bir süs eşyası. * Eldiven
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani