Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
KUHSAR : Ottoman Turkish

f. Dağ tepesi. * Dağlık yer

KUHUT : Ottoman Turkish

Kıtlıktan sıkıntı ve eziyet çekme

KUHÎ : Ottoman Turkish

f. Dağa mensub. * Dağla alâkalı. * Dağlı

KUKNAS : Ottoman Turkish

Hindistan'da olan bir cins beyaz kuş

KUL : Ottoman Turkish

"De, söyle, bildir (meâlinde emirdir)(""Kul"" kelimesi Kur'anın çok yerlerinde mezkûr veya mukadderdir. ""Kul"" emri risalet ve nübüvvete işarettir. İ.İ.)Türkçede ""Kul"", emir dinleyen hizmetkâr, Allah'ın mahlûku, Allah'a itaat ve ibadet eden veya köle mânasındadır."

KUL : Ottoman Turkish

insan

KUL'A(T) : Ottoman Turkish

(C: Kulu') Ödünç mal. Yurt edinmeye müsait olmayan yer

KULA' : Ottoman Turkish

Ağız ağrısı

KULAA : Ottoman Turkish

Suyu emip yarılmış ve yerden koparılmış balçık. * Büyük taş

KULAB : Ottoman Turkish

f. Büyük dalga. * Göl, büyük havuz

KULAFE : Ottoman Turkish

Kılıf, kın, kabuk. Zarf

KULAKIL : Ottoman Turkish

İhlâs ve Muavvezeteyn sureleri

KULAL : Ottoman Turkish

Az, kalil

KULAME : Ottoman Turkish

Tırnak kesintisi. Kesinti

KULAMETEYN : Ottoman Turkish

İki tırnak kesintisi. Parantez. ( )

KULB : Ottoman Turkish

Bilezik. * Bir yılan cinsi

KULE : Ottoman Turkish

(C: Kulul-Kılâl) Çocukların oynadıkları bir oyun

KULEL : Ottoman Turkish

(Kulle. C.) Kuleler. * Dağ tepeleri

KULEL-İ SEB'A : Ottoman Turkish

İstanbul'daki yedi tepe

KULFE : Ottoman Turkish

Zeker ucundaki sünnet edilecek deri

KULİS FAALİYETİ : Ottoman Turkish

Toplantı yapılan yerlerde, toplantı haricinde çeşitli grupların yaptığı gizli çalışma

KULKALAN : Ottoman Turkish

Bir nevi ot

KULKUL : Ottoman Turkish

Şen, çevik, atik. * Bir şeyin deprenmesiyle çıkan ses. * Büyük, derin deniz. * Hızlı giden at

KULKULANİ : Ottoman Turkish

Üveyik kuşuna benzer bir kuş

KULLAB : Ottoman Turkish

(C.: Kalalib) Çengel, kanca. Ucu eğri nesne