Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
KÜŞTÎGİRÎ : Ottoman Turkish

f. Pehlivanlık

KÜŞUD : Ottoman Turkish

Memesi küçük davar

KÜŞÂ : Ottoman Turkish

açan

KÜŞÂD : Ottoman Turkish

açma

KÜŞÂDE : Ottoman Turkish

açılmış

KÜŞÂYİŞ : Ottoman Turkish

açıklık

KÜŞÛF : Ottoman Turkish

keşifler, açmalar, bulmalar

KI'DE : Ottoman Turkish

Halı. * Bir oturma tarzı

KIBAB : Ottoman Turkish

(Kubbe. C.) Kubbeler. Tepesi yarım küre şeklinde olan binâ damları

KIBAH : Ottoman Turkish

(Kabih. C.) Çirkinler, kabihler

KIBAL : Ottoman Turkish

(Bir yazıyı) karşılaştırma, mukabele etme. * Pabucun ayak üstüne gelen yeri

KIBAL(E) : Ottoman Turkish

Ebelik bilgisi ve işi

KIBB : Ottoman Turkish

Kişinin arkasında yumrulanan kemik

KIBBE : Ottoman Turkish

(C.: Kıbbât) Kırkbayır adı verilen karın

KIBEL : Ottoman Turkish

Yan, taraf, yön, cihet, cânib

KIBLE : Ottoman Turkish

Kâbe-i Muazzamanın bulunduğu Mekke-i Mükerreme ciheti. Kıble tarafı, güney. * Cenubdan esen rüzgâr

KIBLE : Ottoman Turkish

Kâbenin bulunduğu taraf

KIBLEGÂH : Ottoman Turkish

f. Kıble tarafı. Kıblenin bulunduğu yer

KIBLEGÂH : Ottoman Turkish

kıble yeri

KIBLENAME : Ottoman Turkish

kıbleyi gösteren yazı

KIBLENÜMA : Ottoman Turkish

(Kıblenâme) f. Kıblenin tâyinine yarayan pusula. Cihet ve yön gösteren âlet

KIBLENÜMÂ : Ottoman Turkish

kıbleyi gösteren

KIBS : Ottoman Turkish

Çok adet, çok miktar

KIBT : Ottoman Turkish

Mısır'ın eski yerli halkı

KIBTİYAN : Ottoman Turkish

(Kıbti. C.) Kıbtiler, çingeneler