Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
LİAME : Ottoman Turkish

(C.: Liem-Lüum) Kadın gömleği

LİAN : Ottoman Turkish

Lânetleşmek. İki kişinin birbirini lânetlemesi. * Fık: Zevc ile zevcenin hâkim huzurunda şer'i usulüne uygun olarak dörder defa şahitlikte bulunduktan sonra, nefislerine lânet ve gadab okumak suretiyle olan yeminleri. Buna: Mülâene, telâun, iltiân da denir

LİAYNİHÎ : Ottoman Turkish

kendisiyle

LİB'E : Ottoman Turkish

(C: Libâ) Ağuz denilen koyu süt. (Her dişi davar doğurduğunda önce olur.)

LİBA' : Ottoman Turkish

Hayvan doğurduktan sonra gelen süt. Avuz (Ağuz)

LİBAB : Ottoman Turkish

(Lebib. C.) Akıllılar, zeki kimseler

LİBAN : Ottoman Turkish

Kadın sütü, insan sütü. * Süt emzirme

LİBAS : Ottoman Turkish

Giyilecek şey. Elbise. * Karı ve koca. * Mc: İctima'. * Şübhe kabul eden söz

LİBAS : Ottoman Turkish

elbise

LİBAS-I FERSUDE : Ottoman Turkish

Eskimiş elbise

LİBAS-I TAKVA : Ottoman Turkish

Takva elbisesi. Sâlih ameller

LİBAÇE : Ottoman Turkish

f. Elbise, libâs

LİBD : Ottoman Turkish

(C.: Lübud) Yün. * Keçe

LİBERAL : Ottoman Turkish

Fr. Ferdî hürriyet lehinde, hürriyete elverişli. Ferdî teşebbüs ve hürriyet haklarını korumak için en iyi vasıta, devletin salâhiyyetlerini mümkün olduğu kadar tahdid etmek fikri. Rusya'daki dinsiz sosyalistliğin zıddı. (Bak: Sosyalizm)

LİBERAL : Ottoman Turkish

kişi hürriyetine önem veren

LİBS : Ottoman Turkish

Kâbe-i Muazzama'ya örtülen örtü

LİBSE : Ottoman Turkish

Elbise giyme. Giyiş

LİCAC : Ottoman Turkish

İnat ve düşmanlığı devam ettirme. Hasımlığı sürdürme

LİCAF : Ottoman Turkish

Kapının üst eşiği

LİCAM : Ottoman Turkish

(Ligâm) f. Dizgin. Gem

LİDAD : Ottoman Turkish

Husumet etme. Dâvacı olma

LİDAM : Ottoman Turkish

Eski elbiseye yapılan yama

LİDER : Ottoman Turkish

Şef. Başkan. Siyasi bir topluluğun başı

LİECLİLLAH : Ottoman Turkish

yalnız Allah için

LİF : Ottoman Turkish

Hurma çöpü