Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
MAHAZİL : Ottoman Turkish

(Mahzul. C.) Rezil ve kepaze olmuş kimseler

MAHAZİN : Ottoman Turkish

(Mahzen. C.) Mahzenler, sığınaklar, bodrumlar

MAHAZİR : Ottoman Turkish

(Mahzur. C.) Korkulacak ve sakınılacak şeyler. Maniler, engeller

MAHAZZ : Ottoman Turkish

Kat'edecek, kesecek yer

MAHAZIR : Ottoman Turkish

(Mahzar. C.) Mahzarlar, mürâcaatlar. Umumi istidatlar

MAHAŞŞE : Ottoman Turkish

Kıç, dübür, makad

MAHBA : Ottoman Turkish

(C: Mehâbi) Elbise saklayacak mevzi. Kiler

MAHBEL : Ottoman Turkish

Hayvanın gebelik zamanı

MAHBER : Ottoman Turkish

(Mahbere) Mürekkep hokkası. Divit

MAHBES : Ottoman Turkish

Hapishane. Hapsedilen yer. Cezaevi

MAHBES : Ottoman Turkish

hapishane

MAHBEZ : Ottoman Turkish

(C.: Mahâbiz) Ekmekçi dükkânı. Ekmekçi fırını

MAHBUB : Ottoman Turkish

Muhabbet edilen. Sevilen

MAHBUB : Ottoman Turkish

sevgili

MAHBUB-U HÜDÂ : Ottoman Turkish

Allah'ın sevgilisi. Hz. Muhammed Mustafa (A.S.M.)

MAHBUB-U LİGAYRİHÎ : Ottoman Turkish

Faydalarından veya başkası sebebi ile sevilen. Dolayısı ile sevilen

MAHBUBAT : Ottoman Turkish

Sevilenler. Sevgililer

MAHBUBE : Ottoman Turkish

(Hubb. dan) Sevilmiş veya sevilen kadın. Muhabbet edilen kadın veya kız. * Vaktiyle çok kıymetli ve pahalı olan lâle cinsinden bir çiçek

MAHBUBETÜN Lİ-ZÂTİHÂ : Ottoman Turkish

Zâtı için sevilen. Kendi zâtında sevgili olan

MAHBUBİYET : Ottoman Turkish

sevilirlik

MAHBUBİYYET : Ottoman Turkish

"Sevilen olmak. Mahbub olmaklık. Sevilecek hâlde bulunuş. (Cenab-ı Hakk'ın kullarını her çeşit nimetler ile besleyip yetiştirmesi ve ihtiyaçlarına cevap vermesi; onları sevdiğini ve mahbubiyyetini gösteriyor.)"

MAHBUBÂNE : Ottoman Turkish

sevilerek

MAHBUBÂT : Ottoman Turkish

sevgililer

MAHBUK : Ottoman Turkish

Katı, şiddetli, şedid

MAHBUN : Ottoman Turkish

Kıtlık için saklanan şey. * Edb: İkinci harfi düşürülmüş vezin