Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ME'MUME : Ottoman Turkish

Beyine ulaşan yara

ME'MUN : Ottoman Turkish

Emin. Mahfuz. Korkusuz. Emniyyet verilmiş. Sağlam. Tehlikeden azâde olan. * Abbasi halifelerinden Hârun Reşid'in kendisinden ve kardeşi Eminden sonra hükümdar olan oğlunun adı

ME'MUN-ÜL ÂKİBE : Ottoman Turkish

Akibetinden emin. Sonu emin, korkusuz

ME'MUR : Ottoman Turkish

Emir ile hareket eden. Emir altında olan. Vazifeli. Kendi istediği gibi olmayıp başka emre göre çalışan. Bir emir alan. Bir işe tâyin olunmuş adam

ME'MUR-ÜN BİH : Ottoman Turkish

Emrolunan şey

ME'MUREN : Ottoman Turkish

Me'mur olarak, memurlukla. Bir iş ile vazifelendirerek

ME'MURİYET : Ottoman Turkish

Me'murluk. Vazife, görev, hizmet

ME'MURİYET-İ ASLİYE : Ottoman Turkish

Asıl me'murluk

ME'MURÎN : Ottoman Turkish

(Me'mur. C.) Devlet hizmetinde bulunan kimseler. Me'murlar

ME'N : Ottoman Turkish

(C: Müün-Me'nât) Böğür. * Yer kazmakta kullanılan ucu demirli ağaç

ME'NE : Ottoman Turkish

Böğür, hâsıra

ME'NUB : Ottoman Turkish

(Bak: İhcâc)

ME'NUF : Ottoman Turkish

Burunda hastalığı olup koku alamayan

ME'NUS : Ottoman Turkish

Alışılmış. Alışık. Ünsiyet edilmiş. * Beğenilmiş. Mergub

ME'NUSE : Ottoman Turkish

Ateş

ME'NUSİYET : Ottoman Turkish

Alışılmış olma. Alışılma. Ünsiyet edilmiş olma

ME'NUT : Ottoman Turkish

Hased olunmuş kişi, mahsud

ME'R : Ottoman Turkish

Katı, şiddetli, şedid. * Fesad

ME'RUZA : Ottoman Turkish

Ağaç kurdunun yediği ağaç

ME'RUŞ : Ottoman Turkish

Yer. Arz. Yeryüzü

ME'S : Ottoman Turkish

İnsanların arasını bozmak, araya fesad sokmak

ME'SAR : Ottoman Turkish

(C.: Meâsır) Hapsetmek. * Hapsedecek yer

ME'SEDE : Ottoman Turkish

Arslanlı yer

ME'SEM : Ottoman Turkish

(Me'seme) Günah. Kabahat, suç

ME'SERE : Ottoman Turkish

(Meâsir) Eskiden kalma güzel eser. * Cömertlik. * Güzel hareket ve fiil