Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
MEENNE : Ottoman Turkish

Alâmet, nişan, işaret

MEF'AT : Ottoman Turkish

Yılanlı yer

MEF'EM : Ottoman Turkish

Karnı geniş olan kişi

MEF'UL : Ottoman Turkish

"Yapılan iş. Fâilin eseri. * Gr: Fâilin fiilinin te'sir ettiği şey. ""Nuri kitabı okudu"" cümlesinde, kitab mef'uldür."

MEF'UL-Ü SARİH : Ottoman Turkish

"Doğrudan doğruya mef'ul demektir. Bir harf-i cerle ifâde olunmaz. ""Nuri dalı kırdı"" cümlesinde ""dal"" mef'ul-ü sarihtir. ""Nuri daldan düştü"" dersek, bunu arapça ifâde için (min) harf-i cerri ile söyleyebiliriz. İşte böyle harf-i cerle söylenen mef'ullere, ""mef'ul-ü gayr-i sarih"" denir. Bunlar mef'uldeki harf-i cerlerin adına göre isim alırlar. Meselâ: Mef'ul-ü maa, mef'ul-ü fih, mef'ul-ü leh gibi."

MEFAD : Ottoman Turkish

Fayda vermek

MEFAFUN : Ottoman Turkish

Aklı ve fikri zayıf olan

MEFAHİM : Ottoman Turkish

Mefhumlar. Anlaşılan şeyler. Anlaşılan mânâ ve mefhumlar

MEFAHİR : Ottoman Turkish

İftihar edilecek, övünülecek şeyler. Mefharetler

MEFAHİS : Ottoman Turkish

(Mefhas. C.) Kuş yuvaları

MEFAİL : Ottoman Turkish

(Mef'ul. C.) İşlenmiş ve yapılmış işler

MEFAKA : Ottoman Turkish

Ansızın tutmak

MEFALİS : Ottoman Turkish

(Müflis. C.) Müflisler. İflâs edenler

MEFARİK : Ottoman Turkish

(Mefrak ve Mefrik. C.) Başın tepe kısımları. Başta saçın ikiye ayrıldığı noktalar

MEFARİŞ : Ottoman Turkish

(Mefruş. C.) Kadın eşler

MEFASİD : Ottoman Turkish

(Mefsedet. C.) Fesadlıklar. Bozgunculuklar. Münafıklıklar

MEFASIL : Ottoman Turkish

(Mafsal. C.) Mafsallar. Vücuttaki oynak yerleri, eklenti yerleri

MEFAT : Ottoman Turkish

(Bak: Müfad)

MEFATİH : Ottoman Turkish

(Miftah. C.) Anahtarlar

MEFATİH : Ottoman Turkish

anahtarlar

MEFATİH-ÜL GAYB : Ottoman Turkish

(Bak: Mugayyebat-ı hamse) İmam-ı Razi'nin bir tefsiri

MEFATİR : Ottoman Turkish

(Muftır. C.) Oruç açanlar, iftar edenler

MEFATIR : Ottoman Turkish

Yaradılıştan olan huylar. Fıtri olan huylar

MEFAVİZ : Ottoman Turkish

(Mefâze. C.) Sahralar, çöller

MEFAZ : Ottoman Turkish

Feyz, halâs, zafer. * Korkulardan, acılardan kurtulup murada ermek