Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
MU'CİB : Ottoman Turkish

(Aceb. den) Taaccübe, hayrete düşüren. Şaşkınlık veren

MU'CİBE : Ottoman Turkish

Taaccüb edilecek, şaşılacak şey

MU'CİR : Ottoman Turkish

Bir çeşit kadın başörtüsü. Eşarp

MU'CİZ : Ottoman Turkish

İnsanı âciz bırakan iş. Aynısını yapmakta başkalarını acze düşüren, kudretsiz kılan, kimsenin yapamıyacağı yolda olan

MU'CİZ-EDA : Ottoman Turkish

f. Mu'cize gösteren. Başkalarının yapamıyacağı kadar mu'cize derecesinde iş ortaya koyan. Edası mu'ciz olan

MU'CİZ-ÜL BEYAN : Ottoman Turkish

Beyanı herkesi âciz bırakan

MU'CİZAT : Ottoman Turkish

Mu'cizeler. Allah tarafından verilip, yalnız peygamberlerin gösterebilecekleri büyük harika işler

MU'CİZAT-I AHMEDİYE (A.S.M.) : Ottoman Turkish

Hz. Muhammed'in (A.S.M.) mu'cizeleri. (Bak: Mu'cize)

MU'CİZAT-I SEB'A : Ottoman Turkish

Yedi meşhur mu'cize, yedi külli i'caz esasları

MU'CİZBEYAN : Ottoman Turkish

f. Anlatış tavrı herkese benzemeyen. Tarz-ı beyanı mu'cize olan. Kur'an-ı Kerim

MU'CİZE : Ottoman Turkish

İnsanların, yapmasında âciz kaldıkları ve ancak Allah tarafından peygamberlere nasib olan hârika. Kerametten yüksek, fevkalâde hâdise. * Mu'cize, Halik-ı Kâinat tarafından peygamberlerin hakkaniyetine ait bir tasdiktir. Sahih hadislerle mu'cizeler haber verilmiş ve tesbit edilmiştir.(... Mu'cize davâ-yı nübüvvetin isbatı için münkirleri ikna etmek içindir. İcbâr için değildir. Öyle ise davâ-yı Nübüvveti işitenler için ikna edecek bir derecede mu'cize göstermek lâzımdır... S.)

MU'CİZEGU(Y) : Ottoman Turkish

f. Mu'cize gibi söz söyleyen

MU'CİZEKÂR : Ottoman Turkish

f. Mu'cizeli, mu'cize hâlinde, başkalarını âciz bırakan

MU'CİZNÜMA : Ottoman Turkish

f. Mu'cize gösteren

MU'DAL : Ottoman Turkish

(Mu'dıl) Güç, içinden çıkılmaz, girift

MU'DEM : Ottoman Turkish

Bir şeyi yitiren, kaybeden

MU'DİL(E) : Ottoman Turkish

(C.: Mu'dilât) Zor, güç ve çetin

MU'DİLAT : Ottoman Turkish

(Mu'dal. C.) Büyük, ağır, çetin ve zor işler

MU'DİM : Ottoman Turkish

Öldüren, idam eden

MU'DÎ : Ottoman Turkish

Sirâyet edici, bulaşıcı, sâri

MU'KIB : Ottoman Turkish

Ökçeli ayakkabı

MU'KIR : Ottoman Turkish

Malı mülkü çok olan kimse

MU'LAT : Ottoman Turkish

(C: Meâli) şeref kazanmak. * Yüksek derece

MU'LEM : Ottoman Turkish

(İlm. den) Belirtilmiş, işâretlenmiş

MU'LİN : Ottoman Turkish

İlân eden. Herkese bildiren