Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
MUHTEVÎ : Ottoman Turkish

İhtivâ eden. Bir yere toplayan. İçine alan. Kaplayan

MUHTEVÎ : Ottoman Turkish

içine alan

MUHTEZEN : Ottoman Turkish

Biriktirilip ambar veya hazineye konmuş

MUHTEZİN : Ottoman Turkish

Kederli, hüzünlü, mahzun, mükedder

MUHTEZİR : Ottoman Turkish

Sakınan, çekinen. (Bak: Muhteriz)

MUHTEŞEM : Ottoman Turkish

Büyük, debdebeli, tantanalı. * Etraflı ve taraftarlarının çokluğu ile büyük

MUHTEŞEM : Ottoman Turkish

ihtişamlı, görkemli

MUHTEŞİ' : Ottoman Turkish

Kendini aşağı gören

MUHTEŞİD : Ottoman Turkish

Biriken, toplanan

MUHTÂC : Ottoman Turkish

ihtiyacı olan

MUHTÎ : Ottoman Turkish

Hatâ işleyen. Günahkâr. Hatâlı. * Hatâya düşürten. Yanıltan

MUHTÎ : Ottoman Turkish

hata yapan

MUHTIR : Ottoman Turkish

(Hatır. dan) Hatıra getiren, hatırlatan

MUHTIRA : Ottoman Turkish

Hatırlatmak veya hatırlamak için yazılan tezkere

MUHTIRA : Ottoman Turkish

hatırlatma

MUHVİL : Ottoman Turkish

Bir yaş tamamlamış

MUHYEM : Ottoman Turkish

(C: Mehâyim) İkâmet yeri, oturma yeri

MUHYİDDİN-İ ARABÎ : Ottoman Turkish

(Hi:
638) İspanya'da doğmuş, Anadolu ve Arabistan'ı gezmiştir. Mutasavvıf ve büyük âlim idi. Birçok ilmi eserler yazmıştır. Kendisine Şeyh-i Ekber de denir. Fütuhat-ı Mekkiye, Füsus-ül Hikem adlı eserleri meşhurdur. Şam'da vefat etmiştir. (K.S.)

MUHYÎ : Ottoman Turkish

hayat veren, dirilten, Allah

MUHZAR : Ottoman Turkish

İnce belli. Beli ince olan

MUHZİN : Ottoman Turkish

(Hüzn. den) Hüzün verici. Acıklandırıcı. Kederlendirici

MUHZIR : Ottoman Turkish

(Huzur. dan) Eskiden şeriat mahkemelerinde mübâşir hizmetini gören kimse. Alâkalı kimseleri mahkemeye çağırmaya memur kişi

MUHÂBERE : Ottoman Turkish

haberleşme

MUHÂBERÂT : Ottoman Turkish

haberleşmeler

MUHÂBİR : Ottoman Turkish

haberci