Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
MUSABERET : Ottoman Turkish

Karşılıklı sabır. Sabırlılık. Katlanmak

MUSABİYET : Ottoman Turkish

Bir hastalığa tutulma. Bir musibete giriftar olma

MUSADAKAT : Ottoman Turkish

(Sıdk. dan) Karşılıklı dostluk

MUSADDA' : Ottoman Turkish

(Sad'. dan) Başı ağrıtılmış, rahatsız edilmiş

MUSADDAK : Ottoman Turkish

"Doğruluğu tasdik edilmiş. Sadakati ve doğruluğu tanınmış, isbat edilmiş olan.(Hem zâtiyle, hem lisâniyle, hem delâlet-i hâliyle, hem kaliyle kâinatın Sâniine delâlet eden şu delil; hem hakikat-ı kâinatça musaddak, hem sâdıktır. Çünkü bütün mevcudatın vahdâniyete delâletleri, elbette vahdaniyeti söyleyen Zâtı tasdik hükmündedir. Demek söylediği da'vâ da umum kâinatça musaddaktır. M.)"

MUSADDAK : Ottoman Turkish

tasdiklenmiş, onaylanmış

MUSADDAR : Ottoman Turkish

(Sudur. dan) Çıkmış, sudur etmiş

MUSADDE : Ottoman Turkish

Muhâlefet, uyuşmazlık, zıtlık

MUSADDİ' : Ottoman Turkish

Tasdi' eden. Baş ağrıtan. Rahatsız eden

MUSADDIK : Ottoman Turkish

Tasdik eden. İmzalayan. * Doğruluğunu kabul eden

MUSADDIK : Ottoman Turkish

tasdik eden, onaylayan

MUSADDIKANE : Ottoman Turkish

onaylayarak

MUSADE : Ottoman Turkish

Avlanan canavar

MUSADEFE : Ottoman Turkish

Bulmak. * Yetişmek

MUSADEKA : Ottoman Turkish

Dostluk

MUSADEMAT : Ottoman Turkish

Çarpışmalar. Vuruşmalar. Müsademeler

MUSADEME : Ottoman Turkish

İki şeyin birbiriyle çarpışması. Çarpışmak. Vuruşmak

MUSADERE : Ottoman Turkish

Zulüm ve cebir etmek. (Bak: Müsadere)

MUSAF : Ottoman Turkish

Cenk, harp

MUSAFFA : Ottoman Turkish

safileşmiş, arıtılmış

MUSAFFİ : Ottoman Turkish

safileştiren, arıtan

MUSAHHAH : Ottoman Turkish

düzeltilmiş

MUSAHHAR : Ottoman Turkish

emir altında, esir alınan

MUSAHHARANE : Ottoman Turkish

emir altında gibi

MUSAHHARİYET : Ottoman Turkish

emir altındaymışcasına