Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
NA-ŞİKİBÎ : Ottoman Turkish

f. Sabırsızlık

NA-ŞİNAS : Ottoman Turkish

f. Bilmez, câhil. * Tanımaz olan, tanımayan

NA-ŞİNİDE : Ottoman Turkish

f. Duyulmamış, işitilmemiş

NA-ŞİTA : Ottoman Turkish

f. Sabahtan beri hiç bir şey yememiş olma

NA-ŞÜKÜFTE : Ottoman Turkish

f. Açılmamış, taze

NA-ŞÜSTE : Ottoman Turkish

f. Yıkanmamış

NAAM : Ottoman Turkish

(Bak: Neam)

NAARÂT : Ottoman Turkish

naralar, gürlemeler

NAAT : Ottoman Turkish

(Bak: Na't)

NAAT : Ottoman Turkish

Peygamberimizi övmek için yazılan şiir

NAB : Ottoman Turkish

(C.: Enyâb) Azı dişi. * Yaşlı deve

NABAZAN : Ottoman Turkish

Nabız atması, damar vurması

NABİ : Ottoman Turkish

Haber veren, haberci. * Urfa'lı kıymetli bir şâirin ismi. (Mi:
1712)

NABİ' : Ottoman Turkish

(Nâbia) (Nebean. dan) Yerden fışkıran, kaynayan, akan

NABİGA : Ottoman Turkish

(C.: Nevabig) Şanı, şöhreti büyük adam. ulu, şerefli kimse. * Sonradan şâir olan. * Üstün zekâlı hârika ve çok fasih kimse

NABİGAT-ÜL CA'DÎ : Ottoman Turkish

Resül-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın duasına mazhar olmuş mühim bir Arab şâiridir. İran'ın fethinde bulundu. Rivayete göre Mi: 684'de İsfehan'da Rahmet-i Rahman'a kavuştu

NABİGAT-ÜZ ZÜBYANÎ : Ottoman Turkish

Câhiliyet devrinde meşhur ve Suk-ı Ukaz'da hakemlik yapmış Arab şâirlerindendir. Tahminen Mi:
604'de yaşamıştır

NABİL : Ottoman Turkish

Ok yapan. * Üstad, hâzık kimse. * Irgaç

NABİT : Ottoman Turkish

Ağaç ve nebat gibi yerden bitip büyüyen

NABİTE : Ottoman Turkish

Bir kabilede yeni çıkan küçük çocuk

NABİZ : Ottoman Turkish

Savaşçı, muharip, savaşan

NABUD : Ottoman Turkish

(Nâ-bud) f. Mâdum, yok olan, bulunmayan. * İflas etmiş. Perişan olmuş. * Sonradan yok olan

NABZ : Ottoman Turkish

(Bak: Nabız)

NABZ-AŞNA : Ottoman Turkish

f. Nabızdan anlayan, mizac bilen

NABZ-GİR : Ottoman Turkish

f. Mizaca göre hareket etmesinden anlıyan, nabza göre davranmasını bilen