Turkish
NAME-İ HİCRAN : Ottoman Turkish
Hicrân mektubu. Ayrılık, mektubu
NAME-İ HÜMAYUN : Ottoman Turkish
Tar: Osmanlı Padişahları tarafından İslâm ve Hristiyan Hükümdarlarla Osmanlı Devletine tâbi imtiyazlı olar Mekke Şerifine, Kırım Hanına, Eflâk ve Boğdan Voyvodalarına, Erdel Kralına, Gürcü ve Dağıstan Hanlarına gönderilen mektublara verilen addır
NAME-İ NUR : Ottoman Turkish
Nurun mektubu. Saadet verici mânâlar yazılı kâğıt
NAME-RES : Ottoman Turkish
f. Mektup ulaştıran, mektup eriştiren
NAMEAVER : Ottoman Turkish
(Name-âver) f. Mektup götüren
NAMEBER : Ottoman Turkish
f. Mektup götüren, nameâver
NAMİ(YE) : Ottoman Turkish
Büyüyen, artan, ürmee kuvveti olan. Nebat ve hayvandaki büyüyüp gelişme kuvveti. * Farsçada: Namlı, şöhretli, ünlü
NAMİSA : Ottoman Turkish
(C.: Namisât) Kadınları süsleyip yüzlerinin kılını yolan kadın
NAMİYE : Ottoman Turkish
(Bak: Nami)
NAMİYEBER : Ottoman Turkish
f. Hayat verici
NAMUS : Ottoman Turkish
Irz, iffet, edeb, hayâ. * Şeriat. * Melâike. * İrade-i İlâhiyenin tecellisi. * Nizam. * Emniyet ve istikamet gibi faziletlerin muhassalası olan pek kıymetli haslet. * Bir kimsenin mahrem, gizli esrarı olup işleri ve hallerinin iç yüzüne vakıf ve muttali kimseye denir. * Hayırlara ait gizli hâllerin hâmil ve vâkıfı olan. Bu mânada Cebrâil Aleyhisselâm'a ıtlak olunur. Sair melâikenin vâkıf olmadıkları vahyin sırlarına vakıf ve mahrem olması cihetiyle ona namus-u ekber denilmiştir. * Hâzık. * Mahir. * Av ve tuzak. * Nemmam mânâsiyle fitneci ve koğucu. * Birisinin hilesine siper ettiği şeye ve arslan yatağına da bu mâna verilmiştir. * Temizlik, doğruluk. ( Bak: Desâtir)
NAMUS-U MÜCESSEM : Ottoman Turkish
Çok namuslu olan
NAMUSİYYE : Ottoman Turkish
Yatan kimselerin başkaları tarafından görülmemeleri için, yatağın etrafına çekilen perde
NAMUSKÂR : Ottoman Turkish
f. Namuslu. * Doğru adam
NAMUSPERVER : Ottoman Turkish
f. Namuslu
NAMVER : Ottoman Turkish
(C.: Namverân) Namlı, adlı, meşhur, ünlü
NAMZED : Ottoman Turkish
(Nâm-zed) f. İsteyen veya istenilen kimse. * Sözlü. Nişanlı. * Bir vazifeye tayin edilmesini isteyen veya istenilen kişi. Aday
NAMZED : Ottoman Turkish
namzet, aday
NAMIK : Ottoman Turkish
Kâtib, yazıcı
NAMIK KEMAL : Ottoman Turkish
"(Mi:
1888) Tekirdağ'lı olup İslâm mücahidlerindendir. Yeni Osmanlılık hareketine vatan mefhumunu sokmuş, ""Firâki, hapsi, nefyi kadr-i nâmusumla gördüm hep"" diye haklı olduğunu dâima müdâfaa etmiştir. Ehl-i kemâl bir zat olduğu, davasının istikameti ve samimiyetinden anlaşılır.Hayatının sonlarına doğru Osmanlı İmparatorluğunun ve İslâm dünyasının kurtuluşunu ""ittihad-ı İslâm"" da görmüş ve bu uğurda gayret göstermiştir. Bu emelini, yazdığı "" Celâleddin-i Harzemşah, Salahaddin-i Eyyubi, Yavuz Sultan Selim ve Fâtih Sultan Mehmed"" isimli eserlerinde ortaya koymuştur. Mezarı Bolayır'dadır."
NAN : Ottoman Turkish
f. Ekmek
NANCU : Ottoman Turkish
(Nâncuy) f. Ekmek arayan. Dilenci
NANE MOLLA : Ottoman Turkish
Mc: Beceriksiz, işe yaramaz, ağır hareketli mânalarında kullanılan bir tâbirdir
NANHAH : Ottoman Turkish
Ekmek isteyen. Dilenci
NANHOR : Ottoman Turkish
f. Dilenci
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani