Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
OFİS : Ottoman Turkish

üro

OK : Ottoman Turkish

Yay veya keman denilen kavis şeklinde bükülmüş bir ağaç çubuğa gerili kirişe takılarak uzağa atılan ucu sivri demirli ince ve kısa değneğe verilen addır. Ok, silâhın icadından evvel insanlar tarafından kullanılmış ise de, en büyük mahareti Türkler, Araplar göstermişlerdir. (O.T.D.S.)

OKİYYE : Ottoman Turkish

"(Veya hemzenin hazfı ile ""Vekiyye"") Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü. Yerlere ve muhitlere göre değişir. Dörtyüz dirhem ağırlık. Yedi miskal veya kırk dirhem ağırlık. Şer'an kırk dirhem kabul edilmiş. En tanınmışı dörtyüz dirhemdir. (Bak: Direm)"

OKKA : Ottoman Turkish

t. Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü. Dörtyüz direm ağırlık. Okiyye. (Bak: Direm)

OKKA : Ottoman Turkish

1200 gram ağırlık

OKYANUS : Ottoman Turkish

Büyük deniz. Bahr-ı muhit. * Arapça büyük lügat kitabı

OKYÂNUS : Ottoman Turkish

üyük deniz

OKIYYE : Ottoman Turkish

eskiden kullanılan bir ağırlık birimi, dörtyüz dirhem

OLİGARŞİ : Ottoman Turkish

Yun. Siyasi iktidarın, bir zümreden olan kişilerin elinde bulunması

OPERASYON : Ottoman Turkish

Fr. Bir cerrahın canlı bir vücut üzerinde yaptığı cerrahi müdahale. Ameliyat

ORAN : Ottoman Turkish

Ölçü, mikyas. * Biçim, tenasüb, endam. * Tahmin, keşif

ORDU : Ottoman Turkish

t. Bir devletin dinini, namusunu, vatan ve istiklâlini her çeşit yabancı taarruz ve tecavüzüne karşı koruyan askerî en büyük üç kuvvetten biri. Hava Ordusu, Deniz Ordusu, Kara Ordusu gibi. * En büyük askerî birlik. * Aynı iman ve düşünce sahiplerinin faaliyette olanlarının hepsi. (Maarif Ordusu, İlim Ordusu gibi mecazî olarak da söylenir.)

ORDU : Ottoman Turkish

askerlerden meydana gelen düzenli topluluk

ORDU (URDU) DİLİ : Ottoman Turkish

Pakistan'da Müslümanların konuştukları Arapça, Türkçe, Farsça ve Hintçeden müteşekkil olan dil

ORDU-YU MÜBLÂ : Ottoman Turkish

Perişan edilmiş, dağıtılmış ordu

ORDUGÂH : Ottoman Turkish

f. Ordunun konakladığı yer. Açıkta konaklayan ordunun konaklama yeri

ORDUGÂH : Ottoman Turkish

ordunun konaklama yeri

ORDUMİSÂL : Ottoman Turkish

ordu gibi

ORGAN : Ottoman Turkish

t. Uzuv. Canlılarda belli bir vazifeyi yapmak için bir arada yaratılmış nesiclerin teşkil ettiği vücud parçası. (El, ayak, baş, göz.. gibi) * Bir fikre, bir gayeye hizmet için çalışan. * Âlet

ORGAN : Ottoman Turkish

uzuv

ORGANİZASYON : Ottoman Turkish

Fr. Düzenleme, hazırlama, tanzim. * Teşkilât

ORHAN GAZİ : Ottoman Turkish

(Mi:
1359) Osmanlı Devletinin kurucusu olan Babası Osman Gazi vefat edince (1326) Onun yerine tahta geçti. Onu yetiştiren, Hocası Şeyh Edebâli idi. Genç yaşta gazi akıncılar arasına karıştı, çok cesur ve atılgandı. Akıncı Gaziler onun oğlu Süleyman Paşa kumandasında Rumeli'ye geçtiler. Türbesi Bursa'dadır. (R. Aleyh)

ORİJİNAL : Ottoman Turkish

Fr. Bir şeyin aslı. Tuhaf, garib hâli olan. * Değişik. * Nev'i şahsına mahsus, kendine mahsus. * Vasıf ve keyfiyetleri cihetinden benzerlerinden ayrı ve üstün. * Bir nümuneye göre olan

ORİJİNAL : Ottoman Turkish

kendine has, özgün

ORSA : Ottoman Turkish

Yelkenleri mümkün olduğu kadar rüzgârın estiği cihete yaklaştırarak seyretmek hâli. * Geminin sol tarafı, iskele