Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ORTODOKS : Ottoman Turkish

Hıristiyanlıkta bir mezhep

ORUÇ : Ottoman Turkish

(Bak: Savm
Ramazan)(Oruç en gafillere ve mütemerridlere za'fını ve aczini, fakrını ihsas ediyor. Açlık vasıtası ile midesini düşünüyor. Midesindeki ihtiyacını anlar. Zayıf vücudu ne derece çürük olduğunu hatırlıyor. Ne derece merhamete ve şefkata muhtaç olduğunu derk eder. Nefsin fir'avunluğunu bırakıp kemal-i acz ve fakr ile dergâh-ı İlâhiyeye ilticaya bir arzu hisseder ve bir şükr-ü manevî eliyle rahmet kapısını çalmağa hazırlanır. Eğer gaflet kalbini bozmamış ise... M.)

ORUÇ : Ottoman Turkish

mühim bir ibadet

OSMAN (R.A.) : Ottoman Turkish

"Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın en yakın sahabelerinden, Aşere-i Mübeşşere'den ve İslâmiyet için en çok fedakârlık gösterenlerdendir. Hz. Talha ve Zübeyr'den evvel imana geldi, iman edenlerin beşincisi oldu. Resül-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın üçüncü halifesi ve damadıdır. Hazret-i Osman (R.A.) çok zengindi. Bütün malını Peygamberimiz ve İslâmiyet için feda etti. Çok hayâ ve hilm sahibi idi. Peygamberimizin (A.S.M.) iki kızı ile evlenmek nasib olduğu için kendisine ""Zinnureyn"" nâmı da verilmiştir. Hz. Ebu Bekir'in (R.A.) toplayıp cem'ettiği Kur'ân-ı Kerim nüshalarını teksir ederek mühim merkez ve vilâyetlere gönderdi. Sekseniki yaşında şehid edildi. (R.A.)"

OSMANİYÂN : Ottoman Turkish

(Osmanî. C.) Osmanlılar

OSMANLI : Ottoman Turkish

Osmanlı Devleti teb'asından olan. * Anadolu Selçuklu Devleti'nin Bizans sınırındaki Beyliğin reisi olan Ertuğrul Bey'in vefatından sonra, Mi: 1288'de yerine geçen Osman Beyin kurduğu devlete mensup olan

OSMANLICA : Ottoman Turkish

Osmanlılar zamanındaki Türkçe

OSMANÎ : Ottoman Turkish

(Osmaniye) Osman'a ait, mensup. * Osmanlı devletine mensup. Osmanlılarla alâkalı. Osman oğullarına ait

OSMANÎLER : Ottoman Turkish

Osmanlılar

OST : Ottoman Turkish

(Bak: Heme ost)

OTAĞ : Ottoman Turkish

"Padişahlarla vezirlere mahsus çadırlar. Bunlardan padişahlarınkine ""Otağ-ı Hümayun"", sadrazamınkine ise ""Otağ-ı Asafî"" denilirdi."

OTOMATİK : Ottoman Turkish

Fr. Kurularak veya vakti gelince harekete geçen, işleyen

OTORİTE : Ottoman Turkish

Fr. Kumanda etme hakkı, itaat ettirme iktidarı. * İdari veya siyasi iktidar. * Muhakemeleri veya doktrini umumiyetle doğru olarak kabul edilen ve bir sahada derinleşmiş olan şahıs veya eser

OZAN : Ottoman Turkish

t. Edb: Eski Türk şâiri ve âlimi

OĞLAK : Ottoman Turkish

Keçi yavrusu

P : Ottoman Turkish

"Osmanlı alfabesinin üçüncü harfi olup, ebced hesâbında ""b"" harfi gibi iki sayısına tekabül eder."

PA-DAM : Ottoman Turkish

f. (Ayaktan yakalayan) Kuş tuzağı

PA-DEŞ : Ottoman Turkish

f. Mükâfat

PA-HAST : Ottoman Turkish

f. Ayak altında kalmış, çiğnenmiş olan

PA-KUB : Ottoman Turkish

f. Çengi

PA-MAL : Ottoman Turkish

f. Ayak altında kalmış, çiğnenmiş.,

PA-MAL-İ ADÜV : Ottoman Turkish

Düşmanların ayakları altında çiğnenmiş

PA-NİHADE : Ottoman Turkish

f. Ayak koymuş, ayak basmış. Gelmiş, ulaşmış, vâsıl olmuş. * Doğmuş, tevellüd etmiş

PA-PUŞ : Ottoman Turkish

f. Ayak örten. Ayakkabı, pabuç

PA-RENC : Ottoman Turkish

f. Ayak teri. Ücret