Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
SAYDANİ : Ottoman Turkish

Bir küçük canlı. * Tilki. * Mülk

SAYDELAN : Ottoman Turkish

(C.: Sayâdile) Boncuk ve hırdavat satan çerçi

SAYDELANÎ : Ottoman Turkish

Boncukçu, çerçi

SAYDELE : Ottoman Turkish

Eczahane

SAYDELÎ : Ottoman Turkish

Eczacı

SAYDENANİ : Ottoman Turkish

Bir küçük canlı

SAYDGER : Ottoman Turkish

f. Avcı. Sayyad

SAYDGÂH : Ottoman Turkish

f. Av yeri

SAYE : Ottoman Turkish

f. Gölge. * Mc: Himaye, sahip çıkma, koruma. * Muavenet, yardım

SAYE : Ottoman Turkish

koruma

SAYE- ZAR : Ottoman Turkish

f. Gölgelik

SAYE-BAN : Ottoman Turkish

Gölgelik. Büyük çadır. Şemsiye. * Mc: Koruyan, himaye eden

SAYE-DAR : Ottoman Turkish

f. Gölge eden, gölgesi olan, gölgeli. * Sâhip çıkan, koruyan, himâye eden

SAYE-ENDAZ : Ottoman Turkish

f. Gölge salan. * Mc: Koruyuculuk eden, himâyecilik yapan

SAYE-FİKEN : Ottoman Turkish

Gölge düşüren

SAYE-GÂH : Ottoman Turkish

f. Gölgeli yer. Gölgelik

SAYE-GÜSTER : Ottoman Turkish

f. Gölge eden. * Koruyan, muhafaza ve himaye eden

SAYE-HAH : Ottoman Turkish

Koruma ve himaye isteyen

SAYE-İ MEDİD : Ottoman Turkish

Uzun gölge

SAYE-NİŞİN : Ottoman Turkish

f. Gölgede oturan. * Bir şeyin gölgesine sığınan. Korunan, himaye gören

SAYE-PUŞ : Ottoman Turkish

Ağaçlık, gölgelik

SAYEBAN : Ottoman Turkish

koruyan, gölgelik

SAYED : Ottoman Turkish

Başını yukarı kaldırıp kibirlenmek ve sağına soluna iltifat etmemek

SAYEHAN : Ottoman Turkish

Çağırmak

SAYF : Ottoman Turkish

Yaz, yaz mevsimi