Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
SEHEF : Ottoman Turkish

Çok susamak

SEHEK : Ottoman Turkish

Balık kokusu. * Demir pası. * Rüzgârın yerden savurduğu toprak. * Bir şeyin pis pis kokması

SEHEM : Ottoman Turkish

(C.: Sihâm-Eshüm-Sehmân) Ok. * Nâsib

SEHER : Ottoman Turkish

"Tan. Sabah olmağa başladığı vakit. * Fık: İkinci fecirden biraz evvel olan vakit.""Seherlerde eser bâd-ı tecelliUyan ey gözlerim vakt-i seherde."" (S.)"

SEHER : Ottoman Turkish

tan

SEHERGÂH : Ottoman Turkish

f. Sabahlık. Sabah zamanı. Sabah vaktine âit

SEHERGÂH : Ottoman Turkish

seher zamanı, yeri

SEHERHÎZ : Ottoman Turkish

f. Sabahları erken kalkan. Erkenci. * Sabahleyin esen

SEHF : Ottoman Turkish

Maktulün can çekişirken olan ıztırabı, acısı

SEHH : Ottoman Turkish

Dökmek

SEHHA' : Ottoman Turkish

"(Sehh'ten mübalağa sigası) ""Çok dökücü"" mânasına gelir."

SEHHAC : Ottoman Turkish

Yeri eliyle veya ayağıyla sıyıran kimse

SEHHAH : Ottoman Turkish

(Mübalağa ile) Semiz ve besili nesne

SEHHAR : Ottoman Turkish

(Sihir. den) Büyü gibi bir kuvvetle çeken. Büyü yapan. * Çok aldatıcı

SEHHAR : Ottoman Turkish

sihirbaz, büyücü

SEHİ : Ottoman Turkish

f. Düz, doğru. * Fidan gibi boy

SEHİ-KAMET : Ottoman Turkish

f. Düzgün boy

SEHİL : Ottoman Turkish

Bükülmemiş iplik. * Bir kat bükülmüş iplik. * İpliği bir kat olan bez. * Eşeğin göğsünden gelen hırıltı

SEHİM : Ottoman Turkish

Hisse sâhibi. Hissedar

SEHİN : Ottoman Turkish

Altı görünmeyen sık ve kalın nesne

SEHİNE : Ottoman Turkish

Bulamaç aşı

SEHİV : Ottoman Turkish

hata, yanlışlık

SEHL : Ottoman Turkish

Yere yayılmak, döşenmek

SEHL : Ottoman Turkish

kolay

SEHL-İ MÜMTENİ' : Ottoman Turkish

"Edb: ""Hem kolay, hem güç"" mânasına bir tâbirdir. Yazılışı veya söylenişi kolay göründüğü hâlde taklidine kalkışınca, taklidi imkânsız eser demektir."