Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
SÂCİD : Ottoman Turkish

secde eden

SÂDE : Ottoman Turkish

yalın, süssüz, katkısız

SÂDEDİL : Ottoman Turkish

kolay aldanan

SÂDİSEN : Ottoman Turkish

altıncısı

SÂDÂT : Ottoman Turkish

seyyidler, Peygamberimizin neslinden olanlar

SÂDÎ : Ottoman Turkish

Gülistan isimli ünlü eserin de yazarı olan hakîm bir zat

SÂDIK : Ottoman Turkish

doğru, samimi, bağlı

SÂDIKANE : Ottoman Turkish

doğruluk üzerine, samimiyetle, bağlılığını gösterircesine

SÂDIKIYET : Ottoman Turkish

doğruluk, bağlılık

SÂDIR : Ottoman Turkish

çıkan

SÂF : Ottoman Turkish

katkısız, duru, temiz, bön

SÂFDERUN : Ottoman Turkish

kolay aldanan

SÂFDİL : Ottoman Turkish

gönlü saf, kalbi temiz

SÂFDİLÂNE : Ottoman Turkish

kalbi saf biri gibi, safça

SÂFİL : Ottoman Turkish

aşağı

SÂFİLÎN : Ottoman Turkish

aşağılar

SÂFİYE : Ottoman Turkish

saf, arı, temiz

SÂFİYET : Ottoman Turkish

saflık, temizlik

SÂFİYÂNE : Ottoman Turkish

saf hâlde, safça

SÂFİYÂT : Ottoman Turkish

saflık, temizlik

SÂFÎ : Ottoman Turkish

temiz, katışıksız, duru

SÂHA : Ottoman Turkish

alan, meydan

SÂHİB : Ottoman Turkish

(Sohbet. den) Sohbet edilen kimse. * Bir şeyi koruyan ve ona mâlik olan. * Bir iş yapmış olan. * Bir vasfı olan

SÂHİB : Ottoman Turkish

sahip, koruyucu, sohbet arkadaşı

SÂHİB-İ ARZ : Ottoman Turkish

Devleti temsil eden zât