Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
SÂLİSEN : Ottoman Turkish

üçüncüsü

SÂLİSÂT : Ottoman Turkish

(Sâlise. C.) Sâliseler. Sâniyenin altmışta biri kadar olan vakitler

SÂLÂR : Ottoman Turkish

f. Kafile veya kabile reisi. Baş. Başkan. Reis. En büyük âmir. Başkumandan

SÂLÂR-I BEYT-ÜL HARAM : Ottoman Turkish

Beyt-ül Haram'ın reisi ve başkumandanı olan Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm

SÂLÂR-I RUSÜL : Ottoman Turkish

Resüller kafilesinin reisi, kumandanı. Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm

SÂMİNEN : Ottoman Turkish

sekizincisi

SÂMİTE : Ottoman Turkish

suskun

SÂMİÂ : Ottoman Turkish

işitme duyusu

SÂMÂN : Ottoman Turkish

f. Servet. Zenginlik. * Rahmet. * Dinçlik. * Düzen, tertip. * Bir kimsenin varı-yoğu, serveti

SÂMÂN : Ottoman Turkish

servet, zenginlik

SÂMÂNSUZ : Ottoman Turkish

f. Rahat ve huzuru bozan

SÂMÎ : Ottoman Turkish

dinleyici

SÂN : Ottoman Turkish

" ""benzer, andırır"" mânâsında son ek."

SÂNİ : Ottoman Turkish

herşeyi sanatlı yaratan Allah

SÂNİ AŞER : Ottoman Turkish

Onikinci

SÂNİ'-İ HAKÎM : Ottoman Turkish

Hikmet sâhibi olan yaratıcı. Allah (C.C.)

SÂRÎ : Ottoman Turkish

ulaşıcı

SÂRIK : Ottoman Turkish

(Sârıka) Çalan, hırsızlık yapan. Hırsız

SÂRIK : Ottoman Turkish

hırsız

SÂRIKANE : Ottoman Turkish

f. Hırsız gibi, hırsızcasına

SÂRIKANE : Ottoman Turkish

hırsızcasına

SÂTI : Ottoman Turkish

parlak

SÂY : Ottoman Turkish

çalışma, emek

SÂZ : Ottoman Turkish

" ""eden, yapan"" mânâsında son ek."

SÎM : Ottoman Turkish

gümüş