Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
TABİŞ : Ottoman Turkish

f. Parlayış, parıldayış

TABİŞ-GEH : Ottoman Turkish

f. Parıltı yeri

TABL : Ottoman Turkish

Davul. * Kulak zarı

TABL-BAZ : Ottoman Turkish

f. Davulcu

TABL-HANE : Ottoman Turkish

f. Büyük davul

TABL-ZEN : Ottoman Turkish

f. Davulcu

TABLA : Ottoman Turkish

kap, yiyecek sunulan kap

TABLDOT : Ottoman Turkish

Fr. Lokanta, okul ve otellerde belli bir miktar para karşılığında verilen belirli çeşitlerden ibaret bir öğün yemek

TABLE : Ottoman Turkish

Dirhem

TABLEK : Ottoman Turkish

Dünbelek

TABN : Ottoman Turkish

Defnetmek, gömmek. * Tanbur

TABNAK : Ottoman Turkish

f. Parlak, ışıklı, ziyadar, münevver

TABS : Ottoman Turkish

İnsan

TABTABA : Ottoman Turkish

Su çağıltısı. * Tıpırtı

TABU : Ottoman Turkish

(Polinezya dilinden) Var olduğu sanılan, mukaddes hususiyetlerinden dolayı dokunulamıyan. Uğursuz ve korkunç olan şey

TABU : Ottoman Turkish

uğursuz, hakkında konuşmaktan korkulan

TABUR : Ottoman Turkish

ölüklerden oluşan askerî birlik

TABURMİSÂL : Ottoman Turkish

tabur gibi

TABUT : Ottoman Turkish

(C.: Tevâbit) Sandık. * Ölü nakline mahsus sandık. * Dönüp dolaşıp gelinecek merci-i küll. * Hz. Musa Aleyhisselâm'a inen evâmir-i aşerenin konulduğu sandık. * Su kovası

TABV (TABY) : Ottoman Turkish

Sarfetmek, harcamak. * Dâvet etmek

TABY (TIBY) : Ottoman Turkish

At, katır, eşek ve geyik memesi

TABÂBET : Ottoman Turkish

doktorluk

TABÂN : Ottoman Turkish

yaradılıştan, yaradılış bakımından

TABIK : Ottoman Turkish

Büyük kiremit

TAC : Ottoman Turkish

"Hükümdarların başlarına giydikleri mücevherli ve kıymetli taşlarla süslü başlık. * Müslümanların, Peygamberimizin sünnetine uygun olarak veya onu temsilen başlarına sardıkları örtü; sarık, imame. * Gelinlerin başlarına koydukları cevahirli süslü başlık. * Kuşların başındaki uzunca tüy. * Çiçeklerin ortalarındaki renkli parlak kısım."