Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
TE'SİR : Ottoman Turkish

"Bir şeyde eser ve nişane bırakma. * Vasıfları ve halleri değiştirme. * İşleme, dokuma, iz bırakma. * İçe işleme. * Kederlenme.(Esbaba te'sir-i hakiki verilmemiş. Vahdet ve celâl öyle ister. Lâkin mülk cihetinde esbab dest-i kudrete perde olmuştur. İzzet ve azamet öyle ister. Tâ, nazar-ı zâhirde, dest-i kudret mülk cihetindeki umûr-u hasise ile mübaşir görülmesin. M.)(Kevn ve vücud sahasında durup, ahval-i âleme dikkat eden adam, hadsî bir sür'atle anlar ki: Te'sir ve fâiliyet lâtif, nurani, mücerred olan şeylerin şe'ni olduğu gibi; infial, kabiliyet, teessür de maddi, kesif, cismani şeylerin hassasıdır. Evet misal olarak semadaki nur ile yerdeki şu kocaman dağa bak. O nur semâda iken ziyâsiyle yerde iş görür, faaliyettedir. O dağ ise, azametiyle beraber faaliyetsiz yerinde oturuyor. Ne bir tesiri var ve ne de bir fiili var.Ve keza, eşya arasında vukua gelen fiillerden anlaşılıyor ki, hangi bir şey lâtif, nurani ise, sebep ve fâil olmaya kesb-i liyakat eder. Kesafeti nisbetinde de infial ve müsebbebiyet mertebesine yakışıyor. Bundan anlaşılıyor ki, esbab-ı zâhiriyenin Hâlikıyla, müsebbebatın mucidi, ancak ve ancak Nur-ül-Envar, Sâni-i Ezelî'dir. M.N.)"

TE'SİRAT : Ottoman Turkish

(Te'sir. C.) Te'sirler

TE'SİS : Ottoman Turkish

Kurma, temelleştirme, esaslar koyma. * Esas koymakla sâbit, sağlam ve kararlı kılmak

TE'SİSAT : Ottoman Turkish

(Te'sis. C.) Te'sisler, kuruluşlar. Kurulup temelleştirilen şeyler

TE'SİYE : Ottoman Turkish

Teselli verme, avutma

TE'TE : Ottoman Turkish

Tekebbürlenmek, gururlanmak. Ululanmak

TE'TEE : Ottoman Turkish

"Söylerken dilini, ""tâ"" lâfzına döndürmek."

TE'TİYE : Ottoman Turkish

Su yolunu vermek

TE'VİB : Ottoman Turkish

Tesbih etmek. * Sabahtan akşama kadar seyretmek

TE'VİD : Ottoman Turkish

Eğriltme

TE'VİL : Ottoman Turkish

"(Tef'il veznindendir) Bir nesneye redd ve irca' etmek. Döndürmek. Te'vil kelimesi, bazı müfessirlere göre, rücu' mânasına olan ""Evl: "" den alınmıştır. Müfessirlerce: Bir âyet-i kerimenin mânasını bir nesneye irca' ile beyan etmektir. Bazılarınca da (Evvel: ) lâfzından alınmış olup kelâmı evveline sarf ve irca' eylemektir. Bazılarınca da hükümet ve siyaset mânasına olan (İyalet: ) den alınmıştır ki, te'vil eden kimse, zihin ve fikrini kelâmdaki sırrın tetebbuuna taslit etmekten ibarettir ki, kelimeden maksud olan mâna zâhir ve söyleyenin muradı aşikâr ola. Tefsir ve te'vil beynindeki fark ise: Tefsir: Nüzul-ü âyetin sebebinden bahs ve lügat cihetinden kelâmın mevzuuna müteallik maddeye mübâşerettir. Te'vil ise: Âyetlerin sırlarını ve istar-ı kelimatı (kelimeler perdesini ve zarını) inceden inceye araştırmak ve âyetin mâna ihtimâllerinin birini tâyin etmekten ibarettir ki, muhtelif vecihlere muhtemel olan âyetler olur. Kur'anın anlaşılmasında birinci mertebe tenzil, ikinci mertebe te'vildir.Te'vil, bundan başka ""rüya tâbir etmek"" mânasına gelir ve ""hoş kokulu bir nebat"" adıdır. (Kamus Tercemesi)"

TE'VİLÂT : Ottoman Turkish

(Te'vil. C.) Te'viller. Zâhiren yakın mâna ve delil nakletmek sebebiyle başka mâna vermeler

TE'VİM : Ottoman Turkish

Tâzim etmek, hürmet etmek

TE'VİYE : Ottoman Turkish

"Haz duyup ""oh"" demek."

TE'YE : Ottoman Turkish

Eğlenmek, durmak, oyalanmak

TE'YİD : Ottoman Turkish

(C.: Te'yidât) Kuvvetlendirme. Sağlamlaştırma. Metânet verme. * Doğrulama, doğru çıkarma. Destekleme

TE'YİS : Ottoman Turkish

(Ye's. den) Me'yus etme, ye'se düşürme. Umutsuzlaştırma

TE'Z : Ottoman Turkish

Yara. * Cenk edip döğüşürken birbirine yakın olup yoldaşını gözetmek

TE'ZİN : Ottoman Turkish

Ezan okutma. * Bağırıp ilân etme

TE'ZİYE : Ottoman Turkish

Eziyet etme, cefa çektirme

TE'ŞİB : Ottoman Turkish

Kandırmak

TE'ŞİR : Ottoman Turkish

Gedik etmek

TEAB : Ottoman Turkish

(Bak: Taab)

TEABBÜD : Ottoman Turkish

(Bak: Taabbüd)