Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
TELFİK : Ottoman Turkish

Birleştirme, ekleme. İstif. * Bir yere getirip ulaştırmak

TELFİK-İ MEZAHİB : Ottoman Turkish

Dinî bir mes'elede, hak mezheblerin aynı o mes'ele hakkındaki zıd görüşleri cem'etmekle bir mezheb yapmak. Bu zıd görüşlerle amel etmeyi caiz görür. Fukaha ise bu tarzı caiz görmemişlerdir.Tevhid-i mezahib ise: Hak mezheblerin mes'eleleri arasında, tercih yoluyla bazı mes'elelerini alıp bir mezheb yapmaktır. (Sadreddin Yüksel)

TELH : Ottoman Turkish

f. Acı

TELH-KÂM : Ottoman Turkish

"f. ""Damağı acı"": Kederli, dertli."

TELH-NAK : Ottoman Turkish

f. Lezzeti acı olan, lezzeti hoş olmayan

TELHBÂR : Ottoman Turkish

f. Acı olan meyve. Meyvesi acı olan

TELHGÛ : Ottoman Turkish

f. Acı söyleyen

TELHGÜFTAR : Ottoman Turkish

f. Acı sözlü

TELHİB : Ottoman Turkish

(C.: Telbihât) (Leheb. den) Alevlendirme, tutuşturma

TELHİD : Ottoman Turkish

(Lahd. dan) Mezar çukuru kazma. Kabire lâhid yapma. * Gömme

TELHİF : Ottoman Turkish

(C.: Telhifât) Acınma, acıklanma

TELHİH : Ottoman Turkish

Kavuşturmak

TELHİM : Ottoman Turkish

(Lâhm. dan) Etlendirme, semirtme

TELHİN : Ottoman Turkish

(C: Telhinât) Okurken kelime veya harf değiştirme. * Yanlışını çıkarma

TELHİS : Ottoman Turkish

Kısaltma. Hülâsasını alma

TELHİS : Ottoman Turkish

özetleme

TELHİSEN : Ottoman Turkish

Kısaltılarak, hülâsaten, özet olarak, hülâsa tarzında

TELHİSÂT : Ottoman Turkish

(Telhis. C.) Kısaltmalar, hülâsalar, özetlemeler

TELHİYE : Ottoman Turkish

Gâfil olmak, gaflette bulunmak. * Meşgul olmak

TELHÎ : Ottoman Turkish

Acılık

TELİD : Ottoman Turkish

(Telide) (Veled. den) Yabancı memlekette doğduğu halde küçük yaşta İslâm diyârına getirilerek orada büyütülmüş ve oranın tâbiiyetini kabul etmiş olan kişi

TELİL : Ottoman Turkish

Boğaz

TELİYYE : Ottoman Turkish

Borç bakiyyesi. * Tâbi olmak, uymak

TELKİB : Ottoman Turkish

Lâkab vermek, isim takmak

TELKİB : Ottoman Turkish

lâkap takma